Open Number Kubovy & Psotka, 1976

Aklına gelen ilk sayı.

Dört kısa elde sayı seçiyor, en az seçilecek sayıyı arıyor ve kalabalığın favorisini tahmin ediyorsun. Sence ne kadar tahmin edilemezsin?

1 dkto take part 11responses Anonymousno sign-up needed
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100
EXP. 002

1 ile 100 arasında aklına gelen ilk sayıyı yaz.

Loading the experiment… It needs JavaScript to run; you can still read the science box and the article below.

Take part first.

Reading the science could sway your answer. Everything unlocks once you take part, but you can read it now if you prefer.

Back to the experiment
Science box

İnsanlar rastgele seçmeye çalıştıklarında şaşırtıcı derecede aynı sayılarda buluşur.

What we measure

Senden aklına gelen ilk sayıyı istiyor ve bunu kalabalığın seçimleriyle karşılaştırıyoruz. Gerçekten rastgele bir seçimde 1'den 100'e kadar her sayının payı %1 olurdu; dağılımdaki tepeler ve çukurlar, kafamızdaki 'rastgelelik' fikrinin izini gösterir. Ardından üç kısa el daha geliyor: 1 ile 10 arasında ilk sayı, kalabalıkta en az kişinin seçeceğini düşündüğün sayı (en az seçilen sayıyı bulan kazanır) ve 1. elde kalabalığın en çok seçtiği sayının tahmini. Böylece aynı kişide hem 'rastgele' seçimi, hem başkalarından farklı olmaya çalışmayı, hem de başkalarının ne seçeceğini tahmin etmeyi ölçüyoruz.

What the research says

William Simon 1971'de 490 üniversite öğrencisinden 0 ile 9 arasında bir sayı ve bir renk yazmalarını istedi; en sık cevaplar açık ara 7 ve maviydi. Bu bulgu 'mavi-yedi fenomeni' adıyla anılır. Kubovy ve Psotka (1976) 558 kişiye 0–9 arasında aklına gelen ilk sayıyı sordu; cevapların yaklaşık %28'i 7'ydi, oysa şans beklentisi %10'du. Veritasium kanalının 2024'te bir YouTube topluluk gönderisiyle topladığı yaklaşık 200.000 yanıtta, aralığın uçları (1 ve 100) ile kültürel göndermesi olan 42 ve 69 bir kenara konduğunda öne çıkan sayılar 7, 37, 73 ve 77 oldu; en az seçilen sayı ise 90'dı. Benzersizlik oyunlarının en büyük saha verisi İsveç'ten geliyor: Östling ve arkadaşları (2011), 2007'de 49 gün boyunca oynanan ve 1 ile 99.999 arasında yalnızca bir kişinin seçtiği en küçük sayıyı yazanın kazandığı 'Limbo' piyangosunu inceledi; günde ortalama 53.783 bahis yapılmıştı. Oyuncular küçük sayıları gereğinden çok seçti ve tek sayıları çiftlere tercih etti (%53,25'e karşı %46,75), ama toplu davranış haftalar içinde oyun kuramının öngördüğü dağılıma hızla yaklaştı. Başkalarının ne seçeceğini düşünmek, kendi seçimini yapmaktan farklıdır: Mehta, Starmer ve Sugden (1994) 'herhangi bir pozitif sayı yaz' dendiğinde en sık cevabın 7 olduğunu (%11,4), aynı soruda başka biriyle aynı sayıyı yazmaya çalışanların ise %40'ının 1'i seçtiğini buldu.

Why it happens

En yaygın açıklama şu: rastgele görünmeye çalışırken 'fazla düzenli' hissettiren seçenekleri eleriz. Çift sayılar, 10'un katları, 44 ya da 55 gibi tekrar eden rakamlar ve aralığın uçları bir örüntü gibi durur; geriye 3 ve 7 gibi tek ve 'yuvarlak olmayan' rakamlardan kurulu sayılar kalır. Yani 7'yi ya da 37'yi sevdiğimiz için değil, en az kasıtlı görünen seçenek oldukları için seçiyor olabiliriz. Sorunun nasıl sorulduğu da önemlidir: örnek olarak anılan bir sayı daha az seçilir. En az seçilecek sayıyı ararken insanlar 'herkes 7'yi ve 37'yi seçer' diye düşünüp onlardan kaçabilir ya da 'kimse 100'ü seçmez' diye uçlara yönelebilir; ama aynı akıl yürütmeyi çok kişi yaptığında bu kaçış noktaları da kalabalıklaşır. Veritasium anketinde 'en az kişinin seçeceği' sayı sorulduğunda da 37 ve 73'ün en popüler cevaplar olması bunun bir örneği. Kalabalığın favorisini tahmin etmek ise bir adım ötesini ister: kendi ilk sayın hakkında değil, başkalarının ilk sayısı hakkında ne düşündüğünü.

Limitations

Bu bir laboratuvar deneyi değil: ekrana yazılan sayı, yüz yüze sesli söylenen sayıdan farklı davranabilir ve '37 efsanesini' daha önce duyan ziyaretçiler sonucu kaydırabilir. Mavi ile yedinin birbirine bağlı tek bir 'fenomen' olup olmadığı 1970'lerde tartışıldı; Knowles (1977) iki tercihi de buldu ama aralarında bir bağ bulamadı. Eller aynı kişide art arda geldiği için önceki el sonrakini etkileyebilir; örneğin 1. elde seçtiğin sayı, 3. ve 4. eldeki cevapların için bir çapa olabilir. Bu yüzden kalabalığın sonuçlarını yalnızca dört el bittikten sonra gösteriyoruz. 2. elin aralığı (1–10), Kubovy ve Psotka'nın kullandığı 0–9 aralığından farklı; bu yüzden 7'nin payını birebir karşılaştırmıyoruz. 3. elde gerçek para yok; İsveç piyangosundaki oyuncuların aksine burada kimse para kaybetmiyor.

~%28 (şans: %10)0–9 arasında 7 diyenlerKubovy & Psotka, 1976
7, 37, 73, 771–100 arasında öne çıkan sayılarVeritasium, 2024
90 (ardından 30, 40, 70, 80, 60)1–100 arasında en az seçilen sayıVeritasium, 2024
%40 (yalnızca 'bir sayı yaz' denince en sık cevap 7: %11,4)'Başkasıyla aynı sayıyı yaz' denince 1'i seçenlerMehta vd., 1994
  1. Kubovy, M., & Psotka, J. (1976). The predominance of seven and the apparent spontaneity of numerical choices. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 2(2), 291–294. View source ↗
  2. Simon, W. E. (1971). Number and color responses of some college students: Preliminary evidence for a "blue seven phenomenon". Perceptual and Motor Skills, 33(2), 373–374. View source ↗
  3. Veritasium [D. Muller] (2024, Mart). Why is this number everywhere? [Video]. YouTube. View source ↗
  4. Knowles, P. L. (1977). The "blue seven" is not a phenomenon. Perceptual and Motor Skills, 45(2), 648–650. View source ↗
  5. Östling, R., Wang, J. T.-y., Chou, E. Y., & Camerer, C. F. (2011). Testing game theory in the field: Swedish LUPI lottery games. American Economic Journal: Microeconomics, 3(3), 1–33. View source ↗
  6. Mehta, J., Starmer, C., & Sugden, R. (1994). The nature of salience: An experimental investigation of pure coordination games. American Economic Review, 84(3), 658–673. View source ↗

Rastgele seçmek neden bu kadar zor?

Bir zar hangi yüzünün daha 'rastgele' göründüğünü düşünmez; insan ise düşünür. Birinden rastgele bir sayı istediğinizde aslında ondan bir zar olmasını değil, rastgeleliğin nasıl görünmesi gerektiğine dair bir tahmin yapmasını istersiniz. Sonuç da tahmin edilebilir hale gelir: insanlar belirli sayılara toplanır, bazılarını ise neredeyse hiç seçmez.

Psikologlar bu durumu onlarca yıldır ölçüyor. Kullanılan yöntem basittir: çok sayıda insana aynı soruyu sor, cevapların dağılımını, her seçeneğin eşit şansa sahip olduğu düz bir dağılımla karşılaştır. Aradaki fark, zihnimizin 'rastgele' kavramına yüklediği önyargıları ortaya çıkarır.

Mavi-yedi fenomeni: 0 ile 9 arasında 7'nin saltanatı

1971'de William Simon, 490 üniversite öğrencisinden 0 ile 9 arasında bir sayı ve bir renk adı yazmalarını istedi. En sık yazılan sayı 7, en sık yazılan renk maviydi; Simon bu bulguya 'mavi-yedi fenomeni' adını verdi. Birkaç yıl sonra Michael Kubovy ve Joseph Psotka, 558 kişiye 'aklına gelen ilk sayıyı' sordu ve cevapların yaklaşık %28'inin 7 olduğunu bildirdi. On rakamın olduğu bir soruda şans beklentisi %10 olduğuna göre, 7 neredeyse üç kat fazla seçilmişti.

Kubovy ve Psotka'nın asıl ilginç gözlemi, bu tercihin sabit bir sevgi gibi davranmamasıydı: soru farklı kurulduğunda ya da 7 örnek olarak anıldığında 7'nin payı belirgin biçimde düştü. Bu, insanların o an 'en rastgele görünen' cevabı aradığını, 7'nin de bu arayışın en olası durağı olduğunu düşündürür. 0 ve 1 başlangıç gibi, 5 orta nokta gibi, 9 ise uç gibi hissettirir; çift sayılar 'bölünebilir' ve düzenli görünür. Geriye kalan adaylar arasında 7 öne çıkar.

1 ile 100 arasında: 37 ve 73 neden öne çıkıyor?

Aralık 100'e çıkınca tablo değişmez, yalnızca genişler. Veritasium kanalı Mart 2024'te yayımladığı 'Why is this number everywhere?' videosu için bir YouTube topluluk gönderisinde izleyicilerden 1 ile 100 arasında rastgele bir sayı seçmelerini istedi ve yaklaşık 200.000 yanıt topladı. Videoda aktarıldığına göre dağılım 10.000 yanıttan 200.000'e kadar neredeyse hiç şekil değiştirmedi.

Sorunun kendisinin hatırlattığı uçlar (1 ve 100) ile kültürel şaka sayıları 42 ve 69 bir kenara konduğunda en çok öne çıkanlar 7, 37, 73 ve 77 oldu. İkinci bir soruda katılımcılardan en az kişinin seçeceğini düşündükleri sayıyı seçmeleri istendi; burada da 37 ile 73 neredeyse başa baş biçimde en popüler seçimlerdi. Videoda yüzdeler verilmediği için burada da yüzde vermiyoruz; ama örüntü çok netti: içinde 3 ve 7 rakamları olan, tek ve 'düzensiz' görünen sayılar.

Yuvarlak sayılardan kaçış

Aynı ankette en az seçilen sayı 90'dı; onu 30, 40, 70, 80 ve 60 izliyordu. Yani 10'un katları adeta yasaklı bölge gibiydi. Bunun nedeni muhtemelen aynı mantık: yuvarlak bir sayı, birinin onu bilerek seçtiği izlenimini verir. Rastgele görünmek isteyen biri tam da bu yüzden ondan kaçar.

Paradoks şu: herkes aynı şekilde kaçınca, 'en rastgele görünen' sayılar en kalabalık sayılara dönüşür. Gerçekten rastgele bir seçici için 90 ile 37 arasında hiçbir fark yoktur; ama insan seçimlerinde 37, kalabalığın toplandığı yerdir.

Gündelik hayatta: şifreler, oyunlar ve sihirbazlar

Bu önyargı yalnızca bir merak konusu değil. Bir şifre, kilit kodu ya da bir oyunda tahmin edilmesi zor olması gereken bir sayı seçerken de aynı zihin çalışır; 'ilk akla gelen' çoğu zaman başkalarının da ilk aklına gelendir. Gerçekten rastgele bir şeye ihtiyacınız varsa zar, yazı-tura ya da rastgele sayı üreteci kullanmak, kendi sezginize güvenmekten daha iyidir.

Sihirbazlar bu öngörülebilirliği yıllardır kullanır. Veritasium videosunda da gösterildiği gibi, seyirciye birkaç kısıtlama verilerek (örneğin 50'den küçük, iki rakamı da tek ve birbirinden farklı bir sayı) seçimler büyük olasılıkla 37'ye yönlendirilebilir. Hile, seyircinin özgürce seçtiğini sanmasındadır.

Herkes kaçarsa nereye kaçılır? En az seçilen sayı oyunu

Üçüncü elde kuralı tersine çeviriyoruz: amaç rastgele görünmek değil, kalabalıkta en az kişinin seçtiği sayıyı bulmak. Bu, ekonomistlerin 'en küçük benzersiz sayı' (LUPI) adını verdiği oyunlara benzer. İsveç devlet piyangosu 2007'de bunun gerçek parayla oynanan bir sürümünü başlattı: 'Limbo' adlı oyunda katılımcılar 1 ile 99.999 arasında bir sayı seçiyor, yalnızca bir kişinin seçtiği en küçük sayıyı yazan kazanıyordu. Robert Östling ve arkadaşları (2011) oyunun ilk 49 gününü inceledi; günde ortalama 53.783 bahis yapılmıştı.

Sonuçlar iki yönlüydü. Bir yandan oyuncular küçük sayıları gereğinden fazla seçti ve tek sayıları çiftlere tercih etti (%53,25'e karşı %46,75). Öte yandan, her gün yalnızca kazanan sayıyı görmelerine rağmen, oyuncuların toplu davranışı birkaç hafta içinde oyun kuramının öngördüğü dağılıma şaşırtıcı ölçüde yaklaştı. Bizim oyunumuz biraz farklı: en küçük benzersiz sayı değil, en az seçilen sayı kazanıyor. Ama mantık aynı: herkesin 'bunu kimse düşünmez' dediği sayı, tam da bu yüzden kalabalıklaşabilir. Veritasium anketinde en az seçileceği düşünülen sayının da 37 ve 73 çıkması bunun güzel bir örneği.

Kendi seçimin mi, kalabalığın seçimi mi?

Dördüncü elde senden kendi sayını değil, kalabalığın 1. elde en çok seçtiği sayıyı tahmin etmeni istiyoruz. Bu küçük fark büyük sonuçlar doğurur. Judith Mehta, Chris Starmer ve Robert Sugden 1994'te aynı soruları iki gruba farklı biçimde sordu: bir gruptan yalnızca bir cevap seçmesini, diğerinden ise başka bir katılımcıyla aynı cevabı vermeye çalışmasını istediler. 'Herhangi bir pozitif sayı yaz' sorusunda ilk grubun en sık cevabı 7 oldu ve payı %11,4'te kaldı; ikinci grupta ise katılımcıların %40'ı 1'i yazdı.

Yani insanlar başkalarıyla buluşmaya çalıştığında kendi 'favori' sayısını değil, herkesin aklına gelebilecek bir odak noktasını arar. Bizim sorumuz bir buluşma oyunu değil, bir tahmin sorusu: doğru cevap, kalabalığın 1. eldeki dağılımının gerçekten en tepesindeki sayı. Burada iki ayrı sezgi yarışabilir: 'insanlar 7'yi ya da 37'yi sever' bilgisi ile 'ben ne seçtiysem başkaları da onu seçmiştir' hissi. Sonuç ekranında kendi ilk sayınla kalabalığın favorisi için yaptığın tahmini yan yana görebilirsin.

Tartışmalar ve sınırlar

Bu bulguların her biri aynı sağlamlıkta değil. Mavi-yedi fenomeni 1970'lerde tartışma konusu oldu: Knowles (1977) mavi ve 7 tercihini yeniden buldu ama bu iki tercihin birbirine bağlı olduğuna dair bir kanıt bulamadı. Veritasium anketi ise çok büyük ama hakemli bir çalışma değil; katılımcılar kanalın izleyicileri ve videoda 37'nin popülerliğinden önceden haberdar olanlar da vardı.

Bizim deneyimiz de benzer sınırlar taşıyor. Sonuçlar sitemizi kimlerin ziyaret ettiğine, sayının ekrana yazılmasına ve ziyaretçinin bu konuyu daha önce duyup duymadığına bağlı. Yine de kalabalık büyüdükçe dağılımın şekli, insan zihninin 'rastgele' derken neyi kastettiğini oldukça iyi gösterir.

FAQ

1 ile 100 arasında en çok seçilen sayı hangisi?

Veritasium'un yaklaşık 200.000 yanıtlı anketinde, uçlar (1, 100) ve 42 ile 69 gibi 'şaka' sayılar ayrı tutulduğunda 7, 37, 73 ve 77 öne çıktı. Hangi sayının birinci olduğu soru metnine ve kimlere sorulduğuna göre değişebilir.

Mavi-yedi fenomeni nedir?

İnsanlardan rastgele bir renk ve 0–9 arasında bir sayı istendiğinde en sık 'mavi' ve '7' cevabının gelmesidir. Terim William Simon'un 1971 tarihli çalışmasından gelir; mavi ile yedinin birbirine bağlı olup olmadığı ise tartışmalıdır.

İnsanlar neden rastgele sayı üretemez?

Çünkü rastgele seçmek yerine 'rastgele görünen' bir seçim yaparız: çift sayıları, 10'un katlarını, tekrar eden rakamları ve uçları düzenli bulup eleriz. Herkes aynı şeyi yaptığında kalan sayılar kalabalıklaşır.

Neden 10'un katları bu kadar az seçiliyor?

Yuvarlak sayılar bilinçli seçilmiş gibi hissettirir. Veritasium anketinde en az seçilen sayı 90'dı, onu 30, 40, 70, 80 ve 60 izledi.

Neden dört el oynuyoruz ve sonuçları neden en sonda görüyorum?

Her el farklı bir şeyi ölçüyor: ilk sayı, küçük aralıkta ilk sayı, başkalarından farklı olmaya çalışmak ve başkalarının seçimini tahmin etmek. Kalabalığın sonuçlarını erken görmek sonraki ellerdeki cevaplarını etkileyeceği için hepsini dördüncü elden sonra gösteriyoruz.

Discussion 0 comments

Volunteer to comment and vote. It takes 20 seconds.
Log inVolunteer
No comments yet. Be the first.

Threads about this experiment

Start a new thread →
There’s no separate thread for this experiment yet. Start one to critique the method, share a paper or ask a new question.