1966'da dört kart
İngiliz psikolog Peter Wason 1966'da basit görünen bir bulmaca tanıttı. Masada dört kart var: E, K, 4 ve 7. Her kartın bir yüzünde harf, öbür yüzünde sayı olduğu söyleniyor. Kural şu: “Bir kartın bir yüzünde sesli harf varsa, öbür yüzünde çift sayı vardır.” Soru: Kuralın doğru olup olmadığını anlamak için hangi kartları çevirmen gerekir? Ne bir eksik ne bir fazla.
Çoğu kişinin aklına hemen E ve 4 gelir. E'yi çevirmek doğrudur: arkasında tek sayı çıkarsa kural çöker. Ama 4'ün arkasında ünsüz bir harf çıksa bile kural çiğnenmiş olmaz, çünkü kural ünsüzler hakkında hiçbir şey söylemiyor. Asıl kritik kart 7'dir: arkasında sesli bir harf varsa kural yanlıştır. Doğru cevap E ve 7. Wason'ın 1968'de Quarterly Journal of Experimental Psychology'de yayımladığı “Reasoning about a rule” makalesiyle birlikte bu görev, akıl yürütme psikolojisinin en çok çalışılan problemi haline geldi.
Neden çoğumuz E ve 4'ü seçiyoruz?
Sonuçlar ilk günden şaşırtıcıydı. Marco Ragni ve Philip Johnson-Laird'in 2020'deki özetine göre görevin ilk dört çalışmasında doğru kombinasyonu seçenler yalnızca yaklaşık yüzde 4'tü. En sık yanıt yüzde 46 ile E ve 4'tü, onu yüzde 33 ile yalnızca E izliyordu. Keith Stanovich ve Richard West de 1998'de soyut versiyonda doğru cevap verenlerin tipik olarak yüzde 10'un altında kaldığını yazdı.
Bu hata rastgele değil, belirli bir yöne çarpık. İnsanlar kuralı doğrulayabilecek kartlara yöneliyor ve kuralda adı geçen terimlerle (sesli harf, çift sayı) eşleşen kartları seçiyor. Kuralı çürütebilecek tek sayı kartı olan 7 ise kuralda hiç geçmediği için gözden kaçıyor. Bu yüzden Wason seçim görevi sık sık “doğrulama eğilimi”nin, yani fikirlerimizi destekleyen kanıtları arayıp onları çürütebilecek olanları ihmal etmenin laboratuvardaki simgesi olarak anılır.
Bar sahnesi: aynı mantık, farklı sonuç
1982'de Richard Griggs ve James Cox aynı mantıksal yapıyı tanıdık bir sahneye taşıdı. Katılımcılar barda kural ihlali arayan bir polis gibi düşündüler; kartlarda “bira içiyor”, “kola içiyor” ve iki farklı yaş yazıyordu. Kural o dönem Florida'daki yasal içki yaşına göre kurulmuştu: bira içen kişi yaş sınırının üzerinde olmalıydı. Öğrencilerin yaklaşık yüzde 72'si doğru kartları, yani bira içeni ve yaşı sınırın altında olanı seçti.
Bu deneyin ikinci elinde aynı kuralı 18 yaşa uyarladık. Kontrol edilmesi gerekenler bira içen kişi (gerçekten 18'in üstünde mi?) ve 16 yaşındaki kişidir (ne içiyor?). Kola içen ya da 25 yaşında olan kişinin ne içtiği veya kaç yaşında olduğu kuralı ilgilendirmez. Mantıksal olarak bu, E ve 7'yi seçmekle aynı yapıdadır; ama çoğu kişiye çok daha kolay gelir. Üçüncü elimiz ise bu kolaylığın sadece içeriğin gündelik olmasından mı, yoksa kuralın bir izin ya da yasak bildirmesinden mi kaynaklandığını yoklamak için tasarlandı.
Neden içerik bu kadar fark ediyor?
En iddialı açıklama Leda Cosmides'ten geldi. Cosmides 1989'da Cognition'da yayımlanan uzun makalesinde, insan zihninin sosyal değiş tokuşlarda “bedeli ödemeden faydayı alan” hilecileri yakalamaya özelleşmiş bir mekanizma geliştirdiğini savundu. Ona göre bar kuralı kolaydır çünkü bir sosyal sözleşmedir ve 16 yaşındaki bira içicisi potansiyel bir hilecidir. Soyut harf-sayı kuralında ise böyle bir mekanizmayı harekete geçirecek hiçbir şey yoktur.
Bu yorum tartışmasız kabul görmedi. Patricia Cheng ve Keith Holyoak gibi araştırmacılar, insanların hayat boyu öğrendiği izin ve zorunluluk kalıplarının yeterli bir açıklama olduğunu öne sürdü; Dan Sperber ve arkadaşları ise sorunun neyi önemli kıldığına dair beklentilerin rolünü vurguladı. Ayrıca bir eleştiriye göre deontik görevler zaten farklı bir soru sorar: bir kuralın doğru olup olmadığını değil, birinin onu çiğneyip çiğnemediğini. Ragni, Kola ve Johnson-Laird'in 2018'de Psychological Bulletin'de yayımladığı 228 deneylik meta-analizi, katılımcıların kuralın örneklerini, karşı örneklerini ya da ikisini birden aradığını ve belirli içerik, talimat ve çerçevelerin karşı örnek aramayı kolaylaştırdığını gösterdi.
Zekâyla ilişkisi var mı?
Stanovich ve West 1998'de bu soruyu sistematik olarak inceledi. Soyut seçim görevini doğru çözenlerin, bilişsel yetenek ölçümlerinde (SAT puanları) yanlış çözenlerden belirgin biçimde yüksek puan aldığını buldular. Yani soyut versiyon, kişinin içeriğin çağrıştırdığı ilk tepkiden sıyrılıp mantıksal yapıya odaklanma becerisiyle ilişkili görünüyor.
İlginç olan, deontik versiyonlarda bu ilişkinin büyük ölçüde kaybolmasıydı: polis senaryosuyla sunulan içki yaşı problemini çok yüksek bir oranda çözenler, çözemeyenlerden bilişsel yetenek açısından farklı değildi. Bu bulgu, iki versiyonun aynı mantığı taşısa da zihinde farklı süreçlerle çözüldüğü fikrini destekliyor. Bu yüzden sonuç ekranımızda üç elin sonucunu ayrı ayrı gösteriyoruz.
Gündelik hayatta: doğrulamak değil, yanlışlamak
Wason'ın görevi bir laboratuvar bulmacası gibi görünse de gündelik hayatta sürekli karşımıza çıkar. “Bu ilaç işe yarıyorsa iyileşirim” diyen biri yalnızca iyileşenlere bakarsa yanılabilir; ilacı alıp iyileşmeyenleri de görmesi gerekir. Bir yatırım stratejisinin, bir ön yargının ya da bir komplo teorisinin sınanması da aynıdır: asıl bilgi veren, beklentimize uymayan vakalardır.
İyi haber şu ki bu beceri geliştirilebilir. Ragni ve arkadaşlarının meta-analizinde, tekrarlanan görevde seçimleri hakkında geri bildirim alan katılımcıların kuralın örneklerini seçmekten olası karşı örnekleri seçmeye geçtiği görüldü. Kendine “Bu fikrim yanlışsa ne görmem gerekirdi?” diye sormak, 7 kartını çevirmenin gündelik karşılığıdır.