Telefonun yok, yer belli değil: nerede buluşursun?
Bir arkadaşınla İstanbul'da buluşmak üzere sözleştiniz ama ne yeri ne de saati konuştunuz ve birbirinize ulaşma imkânınız yok. Nereye, saat kaçta gidersin? İlk bakışta bu sorunun cevabı yok gibi görünür; şehirde binlerce yer, günde yüzlerce dakika var. Oysa insanlar bu tür sorularda şaşırtıcı ölçüde aynı cevaplara yönelir. Ekonomist Thomas Schelling bu gözlemi 1960'ta yayımladığı The Strategy of Conflict kitabının merkezine koydu.
Schelling öğrencilerine ve tanıdıklarına gayriresmî bir anket uyguladı. 'Yazı mı tura mı' diye sorup aynı cevabı verirlerse kazanacaklarını söylediğinde 42 kişiden 36'sı turayı seçti. New York'ta yeri ve saati belirsiz bir buluşmada mutlak çoğunluk Grand Central istasyonunu, neredeyse herkes öğlen 12'yi söyledi. Schelling, herkesin başkalarının da seçeceğini düşündüğü için seçtiği bu cevaplara 'odak noktası' adını verdi; bugün bunlara onun adıyla Schelling noktası da deniyor. Schelling'e göre böyle bir ortak anahtarı bulmak mantıktan çok hayal gücüne, benzetmelere, geçmiş örneklere ve tarafların birbiri hakkında ne bildiğine dayanabilir. Bu yüzden odak noktaları evrensel değildir; bir toplulukta apaçık olan cevap, başka bir toplulukta kimsenin aklına gelmeyebilir.
Seçmek ile eşleşmek aynı şey değil
Bir soruya kendi zevkine göre cevap vermek ile başkalarıyla aynı cevabı vermeye çalışmak çok farklı düşünce süreçleridir. Judith Mehta, Chris Starmer ve Robert Sugden 1994'te bunu ayrı ayrı ölçtü. Bir gruba 'bir çiçek yaz', 'bir yıl yaz', 'bir pozitif sayı yaz' gibi sorular yalnızca seçmeleri için soruldu; başka bir gruba ise aynı sorular, rastgele eşleştirildikleri kişiyle aynı cevabı verirlerse para kazanacakları söylenerek soruldu. İki grup da yaklaşık 90'ar kişiydi.
Fark çarpıcıydı. Gül, yalnızca seçen grupta cevapların yüzde 35,2'siydi; eşleşmeye çalışan grupta yüzde 66,7'ye çıktı. 25 Aralık seçen grupta yüzde 5,7 iken eşleşmeye çalışan grupta yüzde 44,4 oldu. Sayı sorusunda seçen grubun en sık cevabı 7'ydi ama yalnızca yüzde 11,4'tü; eşleşmeye çalışanların yüzde 40,0'ı 1'i yazdı. Yani insanlar eşleşmeye çalışırken kendi favorilerini değil, 'herkesin aklına ilk gelecek' cevabı arıyor. Bizim SEÇ ve EŞLEŞ modlarımız bu tasarımın canlı bir uyarlaması. Yıl sorusunda da benzer bir sıçrama görüldü: seçen grubun en sık cevabı 1971'di ve cevapların yalnızca yüzde 8,0'iydi; eşleşmeye çalışanların ise yüzde 61,1'i 1990'ı yazdı.
Odak noktası nereden gelir?
Bir seçeneği odak noktası yapan şey çoğu zaman tekliğidir: listedeki en küçük sayı, tek yuvarlak saat, herkesin bildiği tek meydan. Kültür de büyük rol oynar; bir şehrin herkesçe bilinen buluşma yerleri, o şehri tanıyanlar için doğal birer odak noktasıdır. Bizim İstanbul sorumuzda Taksim Meydanı, Kadıköy İskelesi ya da Beşiktaş'taki Kartal Heykeli gibi seçeneklerin hangisinin öne çıkacağını önceden bilmiyoruz; bunu oda oda göreceğiz.
Peki insanlar bu ortak noktaya nasıl varıyor? Nicholas Bardsley ve arkadaşları 2010'da iki açıklamayı karşılaştırdı. Bilişsel hiyerarşi görüşüne göre insanlar, başkalarının kendiliğinden neyi seçmeye eğilimli olduğunu tahmin edip ona uyar. Takım akıl yürütmesi görüşüne göre ise insanlar kendilerini bir ekibin parçası gibi görür ve 'ikimiz için en iyi ortak kural ne?' diye sorar. Araştırmacıların iki deneyinden biri takım akıl yürütmesini, diğeri bilişsel hiyerarşiyi destekledi; ek anket verileri de insanların akıl yürütmesinin karar bağlamına göre değiştiğini düşündürdü.
Odak noktalarının sınırı
Odak noktaları her derde deva değil. Vincent Crawford, Uri Gneezy ve Yuval Rottenstreich 2008'de, seçeneklerin getirileri eşitken belirgin etiketlerin sık koordinasyon sağladığını, ama getiriler çok küçük bir farkla bile asimetrik hâle geldiğinde etiketlerin etkisinin büyük ölçüde kaybolduğunu ve koordinasyon başarısızlıklarının arttığını gösterdi. Yani herkes için aynı değerdeki seçenekler arasında buluşmak kolay; birinin biraz daha fazla kazandığı durumlarda ise ortak nokta bulmak çok zorlaşabiliyor. Bu bulgu önemli, çünkü gerçek pazarlıklarda ve anlaşmazlıklarda tarafların çıkarları neredeyse hiçbir zaman tam olarak simetrik değildir.
Gündelik hayatta odak noktalarını sık kullanırız: saat başında buluşmak, pazarlıkta yuvarlak sayılarda anlaşmak, kalabalıkta kaybolan çocuğa 'en son gördüğün yerde bekle' demek. Bu oyunda bütün seçenekler eşit değerde; sadece etiketler farklı. Bu yüzden Schelling'in bahsettiği saf koordinasyon durumunu oldukça temiz biçimde yakalıyor.
Canlı oda laboratuvardan neden farklı?
Laboratuvar deneylerinde katılımcılar genellikle anonim ve rastgele seçilmiş bir eşle eşleşir. Bizim odamızda ise aynı anda oynayan belirli bir kalabalıkla eşleşmeye çalışıyorsun ve puanın, odadaki herkesin içinde seninle aynı cevabı verenlerin oranı. Bu, soruyu 'insanlar genelde ne der?' sorusundan 'bu odadakiler ne der?' sorusuna çeviriyor. Arechar, Gächter ve Molleman'ın (2018) karşılaştırması, etkileşimli deneylerin internette yapıldığında laboratuvardaki temel örüntüleri büyük ölçüde koruduğunu, en önemli sorunun ise yarıda ayrılan katılımcılar olduğunu gösteriyor.
Bir yayıncının odasında oynuyorsan kalabalığın ortak bir kültürü var: yayının iç şakaları, sık tekrarlanan bir sayı ya da yayıncının yaşadığı semt bir anda odak noktasına dönüşebilir. Bu, Schelling'in 'paylaşılan bağlam' fikrinin canlı bir örneği olur. Öte yandan sohbetten cevabı söylemek oyunu tamamen bozar: koordinasyon artık sessiz bir tahmin değil, açık bir anlaşma olur. Bu yüzden yayın odalarının sonuçlarını sessiz odalardan ayrı gösteriyoruz. Yine de yayın odaları değerli bir karşılaştırma sunuyor: aynı yayıncıyı izleyen, ortak bir geçmişi olan bir kalabalığın, birbirini hiç tanımayan rastgele bir kalabalıktan daha iyi buluşup buluşmadığını görebiliriz.
Sonucunu nasıl okumalı?
Oyun sonunda her soru için iki dağılım görüyorsun: SEÇ modunda odanın neyi sevdiği, EŞLEŞ modunda odanın nerede buluştuğu. İki mod arasında en popüler cevabın payı ne kadar artıyorsa oda o kadar güçlü bir odak noktası bulmuş demektir. Senin EŞLEŞ puanın, her soruda seninle aynı cevabı verenlerin oranının ortalaması; hiç kimseyle eşleşmediğin bir soru sıfır puan getirir.
Sonuçları yorumlarken dikkatli olmak gerekiyor. Seçeneklerin sayısı sınırlı ve hepsini biz seçtik; serbest cevaplı sorularda dağılım çok daha geniş olurdu. Ayrıca aynı kişilerin önce SEÇ, sonra EŞLEŞ oynaması, ikinci modu etkileyebilir: kendi favorini az önce seçmiş olmak, onu daha 'belirgin' gösterebilir. Yine de pek çok odanın verisi birleştiğinde, Türkiye'den oynayan bir kalabalık için hangi sayının, hangi yerin ve hangi saatin doğal buluşma noktası olduğunu görebileceğiz.