Bugün 15 dolar mı, bir yıl sonra kaç dolar?
1981'de iktisatçı Richard Thaler katılımcılara basit bir soru sordu: Bugün 15 dolar kazandığınızı düşünün. Bunun yerine bir ay sonra, bir yıl sonra ya da on yıl sonra en az ne kadar verilirse beklemeye razı olurdunuz? Ortanca cevaplar sırasıyla 20, 50 ve 100 dolardı.
Bu cevaplar ilk bakışta makul görünüyor, ama altlarında ilginç bir tutarsızlık yatıyor. Frederick, Loewenstein ve O'Donoghue'nun 2002'deki ünlü derlemesinde hesapladığı gibi, bir aylık beklemeyi 15'ten 20 dolara çıkarmak yıllık yüzde 345'lik bir faize denk; bir yıllık bekleme için oran yüzde 120'ye, on yıllık bekleme için yüzde 19'a iniyor. Yani insanlar yakın gelecekteki beklemeyi, uzak gelecekteki aynı uzunluktaki beklemeden çok daha “pahalı” buluyor. Bu deneyde aynı soruyu 1000 TL ile ve bir hafta, bir ay ve bir yıllık gecikmelerle soruyoruz.
Hiperbolik indirgeme: yakın gelecek neden bu kadar pahalı?
Klasik iktisat modelinde gelecekteki bir ödül, her gün aynı oranda değer kaybeder; bu üstel indirgemedir. Bu modelde bugün “bir hafta beklemeye değmez” diyen biri, aynı seçeneklerle bir yıl sonra karşılaştığında da aynı şeyi söyler. Ama araştırmalar, gerçek tercihlerin daha çok V = A / (1 + kD) biçimindeki hiperbolik bir eğriye benzediğini gösteriyor: değer ilk günlerde hızla, sonra giderek daha yavaş düşer. k ne kadar büyükse gelecekteki para o kadar az değerli görünür.
Bu eğrinin çarpıcı bir sonucu tercihlerin zamanla tersine dönmesidir. Frederick ve arkadaşlarının derlemesindeki örnekle, biri 30 gün sonraki 100 dolar yerine 31 gün sonraki 110 doları tercih edebilir; ama aynı kişi bugünkü 100 dolar ile yarınki 110 dolar arasında bugünü seçebilir. İki seçimde de fark bir gün ve 10 dolar; değişen tek şey, birinin “şimdi”ye değmesi. Deneyimizin dördüncü eli tam olarak bu tersine dönmeyi yokluyor.
Şimdiki zaman yanlılığı ve altın yumurtalar
İktisatçı David Laibson 1997'de, şimdiki ana özel bir ağırlık veren basit bir model önerdi: insanlar “şimdi” ile “sonra” arasındaki farka ekstra bir sabırsızlık katsayısı uygular, ama gelecekteki iki tarih arasında oldukça sabırlıdır. Bu yapı, bugün spor salonuna yazılıp hiç gitmemek, diyete hep “yarın” başlamak ya da emeklilik birikimini sürekli ertelemek gibi davranışları açıklamakta kullanılır.
Laibson'ın makalesinin başlığındaki “altın yumurtalar”, kolayca bozdurulamayan varlıkları anlatır. Kendi sabırsızlığının farkında olan biri, parasını hemen harcayamayacağı yerlere koyarak geleceğini korumaya çalışabilir. Vadeli birikim hesapları, otomatik tasarruf talimatları ya da emeklilik planları bu açıdan birer “bağlanma aracı” işlevi görür: bugünkü benliğin, yarınki benliğin seçeneklerini bilerek daraltmasıdır.
Sabırsızlık neyle ilişkili?
İndirgeme oranı yalnızca bir iktisat kavramı değil, psikolojide dürtüsellik ölçüsü olarak da kullanılıyor. Kris Kirby, Nancy Petry ve Warren Bickel 1999'da 56 eroin bağımlısını ve yaş açısından eşleştirilmiş 60 kişilik bir kontrol grubunu, 1 hafta ile 6 ay arasında değişen gecikmeli para seçimleriyle karşılaştırdı. Seçimlerden biri gerçekten ödeniyordu. Bağımlıların indirgeme oranları ortalama olarak kontrol grubunun iki katıydı ve indirgeme oranı öz bildirime dayalı dürtüsellik ölçümleriyle de ilişkiliydi.
Oran tutara da bağlı. Kirby ve Nino Maraković 1996'da 621 kişiye gerçek ama olasılıklı ödüllerle seçimler yaptırdı ve büyük tutarların küçük tutarlardan daha az indirgendiğini gösterdi. Yani 100 TL'lik bir seçimde gösterdiğin sabır, 100.000 TL'lik bir seçimdekinden farklı olabilir. Bu yüzden deneyimizde tek bir tutar (1000 TL) kullanıyoruz ve sonuçlarını bu tutar için yorumluyoruz.
Enflasyon her şeyi açıklar mı?
Türkiye'den bakınca bu deneyin en çok merak edilen sorusu bu olabilir. Frederick, Loewenstein ve O'Donoghue enflasyonu indirgeme ölçümlerini bozan etkenlerden biri olarak sayar: enflasyon varken bugün harcanabilecek 100 birimlik para, beş yıl sonra harcanacak aynı 100 birimden daha değerlidir; bu da ölçülen oranı yukarı çeker ve etkinin büyüklüğü katılımcıların enflasyon deneyimine ve beklentisine bağlıdır. Derlemede örnek olarak, katılımcıları üç haneli enflasyonu yakından tanıyan İsrail'de yapılmış bir çalışma (Benzion, Rapoport ve Yagil, 1989) tartışılır. Türkiye'de de TÜİK verilerine dayanan Merkez Bankası tablolarına göre yıllık tüketici enflasyonu 2022'de yüzde 80'in üzerine çıktı ve uzun bir süre yüksek seyretti.
Bu nedenle bir yıllık gecikme için yüksek bir oran çıktıysa, bunu doğrudan “sabırsızlık” diye okumak haksızlık olur; paranın alım gücünün düşeceğini hesaba katmak akılcı bir davranıştır. Ama enflasyon her şeyi açıklamaz. Dördüncü eldeki iki soruda bekleme süresi aynıdır: bir gün. Bugün ile yarın arasında bugünü seçip, bir yıl sonrası ile bir yıl bir gün sonrası arasında beklemeyi seçen birinin bu tutarsızlığı, bir günlük enflasyonla açıklanamaz. Şimdiki zaman yanlılığını enflasyondan ayırmanın en temiz yolu da budur.
Bu ölçüm ne kadar güvenilir?
Frederick ve arkadaşlarının derlemesi alanın zayıf noktasını açıkça yazar: farklı çalışmalardaki yıllık indirgeme oranı tahminleri eksi yüzde 6'dan sonsuza kadar uzanır. Fark kısmen yöntemden kaynaklanır: hipotetik mi gerçek mi para, hangi tutar, hangi gecikme, sorunun nasıl sorulduğu, ödemenin gerçekten yapılacağına güven ve kişinin o anki nakit ihtiyacı sonuçları değiştirir.
Hipotetik para konusunda görece iyi bir haber var: Matthew Johnson ve Warren Bickel 2002'de aynı kişilere hem gerçek hem hipotetik ödüllerle 10 ile 250 dolar arasında seçimler yaptırdı ve altı katılımcının beşinde sistematik bir fark bulmadı. Yine de örneklem çok küçüktü. Sonuç ekranındaki k değerini ve yıllık oranı bir “sabır puanı” olarak değil, bugünkü koşullarında 1000 TL için verdiğin kararların bir özeti olarak okumak en doğrusu.