Open Time perception Vierordt, 1868

Süreyi tut.

Ekran alttan yukarı renkle dolar; sonra sıra sende: aynı süre geçti dediğin anda parmağını kaldır. Beş farklı sürede kısa süreleri uzatıp uzunları kısaltıyor musun?

2 dkto take part 0responses Anonymousno sign-up needed
3.20hold downsame length?
EXP. 039

Ekranın dolduğu süreyi izledikten sonra, saymadan, aynı süre boyunca ekrana ne kadar doğru basılı tutabilirsin?

Loading the experiment… It needs JavaScript to run; you can still read the science box and the article below.

Play again, climb higher

Leaderboard.

  1. No one is on the leaderboard yet. Be the first.
Only volunteers appear on the leaderboard. Your anonymous plays are linked to your account when you volunteer.Volunteer sense of time · each person’s best play counts · “Today” resets every midnight (Istanbul time)
Take part first.

Reading the science could sway your answer. Everything unlocks once you take part, but you can read it now if you prefer.

Back to the experiment
Science box

Bir süreyi yeniden üretirken onu yalnız değerlendirmeyiz: o sırada karşılaştığımız öteki süreler de tahmini etkiler. Karışık sürelerle karşılaşınca kısa süreleri olduğundan uzun, uzun süreleri olduğundan kısa üretme eğilimindeyiz; tahminler dizinin ortasına doğru çekilir.

What we measure

Gördüğün bir süreyi ne kadar doğru yeniden üretebildiğini ve bunu yaparken süreleri ortaya doğru çekip çekmediğini ölçüyoruz. Beş elin her birinde ekranı tamamen kaplayan renkli bir alan, alttan yukarı doğru sabit hızla dolar; dolum T saniye sürer ve ekranda hiçbir sayı yoktur. Ardından 'Şimdi sen: basılı tut' yazar: ekrana basılı tutarsın ve aynı sürenin geçtiğini düşündüğün anda bırakırsın. Basılı tutarken dolum görünmez, yalnızca nabız gibi atan küçük bir nokta görünür; böylece dolan alana bakarak görsel bir eşleştirme yapamazsın. Hedef süreler 0,9, 1,6, 2,5, 3,6 ve 5,0 saniye; her biri ±%8 içinde rastgele oynatılır ve sıraları rastgeledir. Her elin puanı, ürettiğin sürenin hedefe oranından hesaplanır: e = |ln(üretilen / hedef)|, puan = 10 / (1 + (e / 0,15)^1,6). Hedefi tam tutturursan 10 puan alırsın; %5 saparsan yaklaşık 8,5, %10 saparsan yaklaşık 6,5, %20 saparsan yaklaşık 3,5 ile 4 arası puan alırsın. Beş elden en fazla 50 puan toplanır. Sonunda ürettiğin süreleri hedeflere karşı çiziyor ve noktalara uyan doğrunun eğimine bakıyoruz: 1'den küçük bir eğim, kısa süreleri uzatıp uzun süreleri kısalttığını, yani merkeze yöneldiğini gösterir. Bu doğrunun hedef ile üretimin eşit olduğu çizgiyi kestiği yer ise senin kayıtsızlık noktan.

What the research says

Karl Vierordt 1868'de yayımladığı Der Zeitsinn nach Versuchen'de, çoğunda kendisinin ve öğrencilerinin ya da meslektaşlarının katılımcı olduğu yeniden üretme deneylerinde kısa sürelerin uzun, uzun sürelerin kısa yeniden üretildiğini ve arada bir 'kayıtsızlık noktası' bulunduğunu bildirdi (Lejeune ve Wearden, 2009). Glasauer ve Shi'nin yeniden incelemesine göre Vierordt'un 22 farklı aralığı ve 1.104 denemeyi içeren tablosunda bu nokta yaklaşık 2,25 saniyedeydi. Hollingworth (1910), belli bir aralıktaki uyaranları değerlendirirken yargılarımızı dizinin ortanca değeri çevresinde oluşturduğumuzu ileri sürdü. Jazayeri ve Shadlen (2010), aynı aralığın hangi süre dağılımından geldiğine göre farklı yeniden üretildiğini ve üretimlerin dağılımın ortalamasına doğru çekildiğini gösterdi. Grondin, Meilleur-Wells ve Lachance (1999) ise yaklaşık 1,18 saniyeden uzun aralıklarda içinden saymanın işe yaradığını buldu.

Why it happens

Bir süreyi ölçerken beynin elinde gürültülü bir iz kalır ve bu gürültü süre uzadıkça büyür; Gibbon'ın (1977) skaler beklenti kuramına göre zamanlamadaki hata, ölçülen süreyle orantılıdır. Jazayeri ve Shadlen'in (2010) Bayesçi açıklamasına göre beyin bu belirsiz ölçümü, o ortamda ne tür süreler gördüğüne dair bilgisiyle birleştirir. Bu birleşim ortalamada hatayı azaltır ama bedeli sistematik bir çekimdir: kısa süreler yukarı, uzun süreler aşağı çekilir ve ölçüm ne kadar belirsizse çekim o kadar güçlüdür. Glasauer ve Shi (2021), Vierordt'un sonuçlarını deneme deneme güncellenen bir Bayesçi modelle yeniden üretti ve sürelerin rastgele sırayla sunulmasının bu etkiyi büyüttüğünü gösterdi: süreler yavaş yavaş değişen bir sırayla gelince merkeze yönelme daha zayıftı. Bu deneyde süreler karışık sırayla geldiği için merkeze yönelmenin görülmesini bekliyoruz.

Limitations

Süreyi ekrana basma ve bırakma anları arasındaki farkla ölçüyoruz; dokunmatik ekranların ve tarayıcıların bu anları algılaması, cihaza göre değişen küçük gecikmeler içerir. Dolum animasyonu ekran yenileme hızına bağlıdır; 60 Hz'lik bir ekranda her kare yaklaşık 16,7 ms sürer, yoğun bir cihazda kareler atlanabilir. Sekme arka plana geçerse ya da bildirim gelirse o elin ölçümü bozulabilir. İçinden saymanı engelleyemiyoruz; sayanlar özellikle uzun sürelerde daha isabetli olabilir. Beş nokta, kişisel bir eğimi ve kayıtsızlık noktasını kesin olarak belirlemek için azdır; tek bir dikkatsiz el sonucu belirgin biçimde değiştirebilir. Merkeze yönelmenin ve hatanın süreyle büyümesinin asıl resmi, kalabalığın verisinde görülecek.

~2,25 snVierordt'un verisinde kayıtsızlık noktasıGlasauer ve Shi, 2021
22 / 1.104Vierordt'un tablosu: farklı aralık / toplam denemeGlasauer ve Shi, 2021
494–847 / 671–1.023 / 847–1.200 msJazayeri ve Shadlen'in süre kümeleri: kısa / orta / uzunJazayeri ve Shadlen, 2010
~1,18 snAçıkça saymanın işe yaramaya başladığı aralık uzunluğuGrondin ve ark., 1999
dizinin ortanca değeriHollingworth'e göre yargıların toplandığı yerHollingworth, 1910
  1. Vierordt, K. (1868). Der Zeitsinn nach Versuchen. Tübingen: H. Laupp. View source ↗
  2. Lejeune, H., & Wearden, J. H. (2009). Vierordt's The Experimental Study of the Time Sense (1868) and its legacy. European Journal of Cognitive Psychology, 21(6), 941–960. View source ↗
  3. Hollingworth, H. L. (1910). The central tendency of judgment. The Journal of Philosophy, Psychology and Scientific Methods, 7(17), 461–469. View source ↗
  4. Jazayeri, M., & Shadlen, M. N. (2010). Temporal context calibrates interval timing. Nature Neuroscience, 13(8), 1020–1026. View source ↗
  5. Gibbon, J. (1977). Scalar expectancy theory and Weber's law in animal timing. Psychological Review, 84(3), 279–325. View source ↗
  6. Grondin, S., Meilleur-Wells, G., & Lachance, R. (1999). When to start explicit counting in a time-intervals discrimination task: A critical point in the timing process of humans. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 25(4), 993–1004. View source ↗
  7. Glasauer, S., & Shi, Z. (2021). The origin of Vierordt's law: The experimental protocol matters. PsyCh Journal, 10(5), 732–741. Ön baskı: Glasauer, S., & Shi, Z. (2018). 150 years of research on Vierordt's law – Fechner's fault? bioRxiv. https://doi.org/10.1101/450726 View source ↗
  8. Wearden, J. H., & Lejeune, H. (2008). Scalar properties in human timing: Conformity and violations. Quarterly Journal of Experimental Psychology, 61(4), 569–587. View source ↗

Bir süreyi aklında tutmak

Trafik ışığının ne kadar süre yeşil kaldığını, mikrodalganın bir dakikasını ya da bir şarkıdaki duraklamayı saymadan tahmin edebiliriz. Bu tahminlerin çoğu bir süreyi izleyip sonra aynı süreyi kendimiz üretmeye dayanır: bir tarifin 'birkaç saniye karıştır' demesi gibi değil, birinin gösterdiği bir süreyi taklit etmek gibi. Zaman araştırmalarında buna süre yeniden üretimi denir ve bu, zaman algısını ölçmenin en eski yöntemlerinden biridir.

Bu deneyde ekranı kaplayan renkli bir alan alttan yukarı doğru dolar; ekranda sayı yoktur. Sonra 'Şimdi sen: basılı tut' yazar; ekrana basılı tutarsın ve aynı sürenin geçtiğini düşündüğünde bırakırsın. Basılı tutarken dolumu görmezsin, yalnızca küçük bir nokta nabız gibi atar. Beş elde beş farklı süre, 0,9 ile 5 saniye arasında, karışık sırayla gelir. Sitedeki '10 saniyeyi hisset' deneyi senden adı verilmiş tek bir süreyi üretmeni istiyordu; burada ise az önce gördüğün süreyi yeniden üretiyorsun ve asıl merak ettiğimiz şey, süreleri birbirinin bağlamında nasıl değiştirdiğin.

Vierordt'un yasası

Tübingen'de fizyoloji profesörü olan Karl Vierordt, 1868'de Der Zeitsinn nach Versuchen (Deneylerle zaman duyusu) adlı kitabını yayımladı. Bu kitap, zaman algısını o dönemin yeni psikofizik yöntemleriyle sayısal olarak incelemeye yönelik ilk girişimlerden biriydi. Deneylerin çoğunda Vierordt'un kendisi ya da öğrencileri ve meslektaşları katılımcıydı: bir yardımcı iki tıkla bir aralık belirliyor, katılımcı da üçüncü bir tıkla aynı aralığı yeniden üretiyordu. Helga Lejeune ve John Wearden, 2009'da bu kitabın sonuçlarını ve bıraktığı mirası ayrıntılı biçimde yeniden ele aldı.

Kitaptan bugüne en çok kalan bulgu, artık Vierordt yasası olarak anılıyor: kısa süreler olduğundan uzun, uzun süreler olduğundan kısa yeniden üretilir; arada bir yerde, sürenin doğru üretildiği bir 'kayıtsızlık noktası' vardır. Stefan Glasauer ve Zhuanghua Shi'nin yeniden incelemesine göre Vierordt'un tablolarından birinde, 250 milisaniyenin altından 8 saniyenin üstüne uzanan 22 farklı aralık ve toplam 1.104 deneme yer alıyor; bu veride kayıtsızlık noktası yaklaşık 2,25 saniyede. Bu deneyde de sonunda senin kayıtsızlık noktanı hesaplıyoruz: ürettiğin sürelere uyan doğrunun, hedef ile üretimin eşit olduğu çizgiyi kestiği yer.

Merkeze yönelme

Benzer bir eğilim yalnızca zamanda değil, ağırlık, uzunluk ya da hareket mesafesi gibi pek çok büyüklüğün tahmininde görülür. Harry Hollingworth 1910'da bunu 'yargının merkeze yönelmesi' olarak adlandırdı. Ona göre belli bir aralığa ya da gruba ait uyaranlarla ilgili tahminlerimizi, o dizinin ortanca değeri çevresinde oluşturma eğilimindeyiz. Bu bakışla kayıtsızlık noktası sabit bir sayı değildir; hangi sürelerle karşılaştığına bağlı olarak kayar.

Bu deneyin hedef süreleri 0,9, 1,6, 2,5, 3,6 ve 5,0 saniye; ortancaları 2,5 saniye, ortalamaları yaklaşık 2,7 saniye. Merkeze yönelme varsa 0,9 ve 1,6 saniyelik elleri biraz uzun, 3,6 ve 5,0 saniyelik elleri biraz kısa tutman, kayıtsızlık noktanın da bu aralığın ortalarına düşmesi beklenir. Bunu tek bir sayıyla, eğimle özetliyoruz: ürettiğin süreleri hedeflere karşı çizdiğimizde eğim 1 ise süreleri bağlamdan etkilenmeden üretiyorsun; 1'den küçükse kısa süreleri uzatıp uzunları kısaltıyorsun ve eğim küçüldükçe bu çekim güçleniyor.

Bağlam iç saati ayarlar

Mehrdad Jazayeri ve Michael Shadlen 2010'da merkeze yönelmenin bir hata değil, akıllıca bir strateji olabileceğini gösterdi. Altı katılımcı, iki kısa ışık parlamasıyla sınırlanan bir aralığı izliyor ve hemen ardından bir tuşa basarak aynı aralığı yeniden üretiyordu. Aralıklar üç farklı kümeden geliyordu: kısa (494–847 ms), orta (671–1.023 ms) ve uzun (847–1.200 ms). Üretimler sistematik olarak o kümenin ortalamasına doğru çekiliyordu; bu yüzden aynı aralık, hangi kümeden geldiğine göre farklı üretiliyordu. Çekim orta kümede daha belirgin, uzun kümede ise daha da belirgindi.

Yazarlar bu sonuçları Bayesçi bir modelle açıkladı: beyin gürültülü ölçümü, ortamdaki sürelerin dağılımına dair bilgiyle birleştiriyor ve ortalama hatayı en aza indiren tahmini üretiyor. Uzun süreler daha gürültülü ölçüldüğü için bu bilgiye daha çok yaslanılıyor. Glasauer ve Shi (2021) da Vierordt'un sonuçlarını, her denemeden sonra güncellenen benzer bir Bayesçi modelle yüksek doğrulukla yeniden üretti. Modelleri, aynı sürelerin yavaş yavaş değişen bir sırayla sunulması halinde merkeze yönelmenin zayıflayacağını öngördü ve yaptıkları süre yeniden üretme deneyi bunu doğruladı. Bu deneyde süreler karışık sırayla geliyor; yani Vierordt'un koşullarına yakın bir durumdayız.

Hata süreyle büyür

John Gibbon 1977'de hayvanların zamanlama davranışı üzerine skaler beklenti kuramını önerdi. Kuramın merkezindeki fikir, zamanlamanın Weber yasasına uymasıdır: zaman tahminlerindeki dağılım, ölçülen süreyle orantılı olarak büyür. 1 saniyede 100 milisaniyelik bir sapma ne kadar olağansa, 5 saniyede 500 milisaniyelik bir sapma da o kadar olağandır. Bu yüzden puanını saniye cinsinden değil, ürettiğin sürenin hedefe oranından hesaplıyoruz; kısa ve uzun ellerin her biri aynı ölçüyle değerlendiriliyor.

John Wearden ve Helga Lejeune 2008'de insan zamanlaması üzerine çalışmaları bu açıdan derledi. Birçok çalışmada skaler özelliğe uyan sonuçlar buldular, ama ihlaller de vardı: örneğin 100 milisaniyeden kısa süreler zamanlandığında ya da süre yeniden üretimi ve üretimi gibi klasik görevler kullanıldığında. Bu deneyde ürettiğin sürelerin hedefe oranlarının ne kadar değiştiğine, yani değişkenlik katsayına da bakıyoruz. Beş el, kişisel bir değişkenliği kesin olarak ölçmek için az; skaler özelliğin bu görevde geçerli olup olmadığını en iyi, her süre için kalabalığın üretimlerinin dağılımından göreceğiz.

Saymak, hissetmek ve puanın

Senden içinden saymamanı, süreyi yalnızca hissetmeni istiyoruz, ama bunu engelleyemiyoruz. Simon Grondin, Ginette Meilleur-Wells ve Renée Lachance 1999'da, iki zaman aralığını ayırt etme görevinde açıkça saymanın yaklaşık 1,18 saniyeden uzun aralıklarda işe yaramaya başladığını buldu. Bu deneyin beş hedefinden dördü bu sınırın üstünde; yani sayarsan özellikle uzun ellerde daha isabetli olabilirsin. Saymak süreyi kısa, düzenli parçalara böler ve böylece ölçtüğümüz şeyi zaman algısından ritim tutmaya kaydırır. Basılı tutarken dolumu gizleyip yalnızca küçük bir nokta göstermemizin nedeni de benzer: dolan alanı görseydin, süreyi değil yüksekliği eşleştirirdin.

Her elin puanı e = |ln(üretilen / hedef)| ile başlar ve 10 / (1 + (e / 0,15)^1,6) formülüyle 0 ile 10 arasına yerleştirilir. Logaritmik oran kullandığımız için hedefin iki katı ve yarısı aynı hatayı sayılır; %20 kısa tutmak, %20 uzun tutmaktan biraz daha çok puan kaybettirir (yaklaşık 3,5'e karşı 4,2). Sonuç ekranında beş noktayı, hedefle üretimin eşit olduğu çizgiyi ve sana uyan doğruyu görürsün. Eğimin ve kayıtsızlık noktan, kısa süreleri uzatıp uzun süreleri kısaltma eğilimini özetler. Beş el kişisel bir eğilimi kesin olarak göstermek için az; Vierordt'un yasasının bugün telefon ekranlarında nasıl göründüğünü en iyi, binlerce kişinin cevabı bir araya geldiğinde göreceğiz.

FAQ

Vierordt yasası nedir?

Karl Vierordt'un 1868'de tarif ettiği, farklı sürelerle karşılaşıldığında kısa sürelerin olduğundan uzun, uzun sürelerin olduğundan kısa yeniden üretilmesi eğilimidir. Arada, sürenin doğru üretildiği bir 'kayıtsızlık noktası' bulunur. Güncel çalışmalar bu etkinin sürelerin rastgele sırayla sunulduğunda büyüdüğünü gösteriyor.

Eğimim ve kayıtsızlık noktam ne anlama geliyor?

Ürettiğin süreleri hedef sürelere karşı çizip noktalara bir doğru uyduruyoruz. Eğim 1 ise süreleri bağlamdan etkilenmeden üretiyorsun; 1'den küçükse kısa süreleri uzatıp uzunları kısaltıyorsun, yani merkeze yöneliyorsun. Kayıtsızlık noktası, bu doğrunun hedef ile üretimin eşit olduğu çizgiyi kestiği süredir.

Puanım nasıl hesaplanıyor?

Her el için e = |ln(üretilen / hedef)| hesaplanır ve puan 10 / (1 + (e / 0,15)^1,6) olur, iki ondalığa yuvarlanır. Tam isabet 10 puandır; %5 sapma yaklaşık 8,5, %10 sapma yaklaşık 6,5, %20 sapma yaklaşık 3,5 ile 4,2 arası puan getirir. Beş elin toplamı en fazla 50'dir.

İçimden saymak hile mi?

Hile değil ama ölçtüğümüz şeyi değiştirir. Grondin ve arkadaşları (1999), yaklaşık 1,18 saniyeden uzun aralıklarda açıkça saymanın işe yaradığını buldu. Saymak süreyi düzenli parçalara böler; bu yüzden senden süreyi saymadan, yalnızca hissetmeni istiyoruz.

Bu deneyin '10 saniyeyi hisset'ten farkı ne?

O deneyde adı verilmiş tek bir süreyi üretiyordun. Burada önce bir süreyi izleyip sonra aynısını yeniden üretiyorsun ve beş farklı süre karışık sırayla geldiği için, sürelerin birbirini nasıl etkilediğini, yani merkeze yönelmeyi ölçebiliyoruz.

Günün serisi ve meydan okuma nedir?

Serbest oyunda her seferinde yeni süreler ve yeni bir sıra gelir. Günün serisinde o gün herkes aynı süreleri aynı sırayla oynar; gün İstanbul saatine göre değişir. Meydan okumada arkadaşının linkiyle onun sürelerinin aynısını oynarsın. Bilimsel veride ilk oyunun kalır; tekrarlar yalnızca sıralamaya ve sana sayılır. Sıralamada Bugün, Bu hafta ve Tüm zamanlar sekmeleri var.

Discussion 0 comments

Volunteer to comment and vote. It takes 20 seconds.
Log inVolunteer
No comments yet. Be the first.

Threads about this experiment

Start a new thread →
There’s no separate thread for this experiment yet. Start one to critique the method, share a paper or ask a new question.