Dokuz tahta küp nereden çıktı?
1960'larda Montreal'de nöropsikolog Brenda Milner, epilepsi tedavisi için beynin temporal lobundan doku çıkarılmış hastaların hafızasını inceliyordu. Sol taraftaki ameliyatların daha çok sözel belleği, sağ taraftakilerin ise yüzler, şekiller ve yerler gibi sözel olmayan malzemeyi etkilediği giderek netleşiyordu. Sözel kısa süreli bellek için elde 19. yüzyıldan kalma bir ölçüm vardı: rakam dizisini tekrar ettirmek. Uzamsal bellek için benzer derecede basit bir test yoktu.
Milner'in laboratuvarında doktora yapan Philip Corsi bu boşluğu bir tahta ve üzerine düzensiz yerleştirilmiş dokuz özdeş küple doldurdu. Uygulayıcı küplere belirli bir sırayla dokunur, kişi aynı sırayı tekrar eder; dizi her başarıda uzar. Corsi bu görevi 1972'de tamamladığı tezinde kullandı ve Milner 1971'de yayımladığı yarıküre farklılıkları derlemesinde ondan söz etti. Görevin kendisine özgü bir yanı, küplerin hep gözünün önünde durması: hatırlaman gereken şey yerler değil, sıralarıdır. Berch, Krikorian ve Huha (1998) 25 yıllık literatürü gözden geçirdikleri makalede blok testini, nöropsikolojideki belki de en önemli sözel olmayan görev olarak niteliyordu. Bugün tahta küplerin yerini çoğu zaman ekranda yanan kareler alıyor; bizim deneyimizde de kareler senin yerine 'dokunuluyor', yani sırayla yanıyor. Mantık ise elli yıldır aynı: yerler sabit, sıra her seferinde yeni.
Kaç kareyi akılda tutabiliyoruz?
Kessels ve arkadaşları (2000), uygulamadaki dağınıklığı gidermek için standart bir yönerge ve puanlama önerdi ve bunu 70 sağlıklı kişi ile 70 beyin hasarlı hastada denedi. Sağlıklı grubun ortalama aralığı 6,2, standart sapması 1,3 idi; yani çoğu yetişkin beş ile yedi kare arasında bir yerde tıkanıyor. Bu sayı, rakam dizileri için sıkça anılan 'yedi artı eksi iki' sınırının biraz altında kalıyor; uzamsal sıra, en azından bu ölçümlerde, sözel listeden biraz daha çabuk dolan bir depo gibi görünüyor. Hastaların yaklaşık beşte biri sınırda, %8'den fazlası ise bozulmuş aralıkta performans gösterdi.
Bilgisayar ve tablet sürümleri de benzer değerler veriyor. Brunetti ve arkadaşlarının (2014) tablet çalışmasında, bizim deneyimizde olduğu gibi diziler 2 kareyle başladı ve her uzunlukta iki denemeden en az biri doğruysa bir kare uzadı. 18–30 yaş arası 73 kişinin ileri aralığı ortalama 6,1, 50 yaş üstü 34 kişininki 4,8 çıktı; yazarlar ortalamaların tahta sürümle yapılan standardizasyon çalışmalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü belirtiyor. Gelişim açısından bakınca, Farrell Pagulayan ve arkadaşlarının (2006) okul çocuklarıyla yaptığı çalışmada aralık birinci sınıftan sekizinci sınıfa düzenli olarak arttı ve sekizinci sınıflar (ortalama 6,9) genç yetişkinlerden (7,1) istatistiksel olarak ayrılmadı.
Tersinden saymak neden her zaman zor değil?
Rakam dizisinde geri sıra neredeyse herkes için ileri sıradan zordur. Kessels ve arkadaşlarının (2008) 50 ile 92 yaş arasındaki 246 kişiyle yaptığı çalışmada ise blok testinin geri sırası ileri sırasından daha zor çıkmadı; aynı kişilerde rakam testinin geri sırası açıkça daha zordu. Analiz ayrıca sözel ve uzamsal çalışma belleği için iki ayrı etken ortaya koydu.
Yazarların yorumu şu: rakamları tersine çevirmek, listeyi zihinde aktif olarak yeniden düzenlemeyi ve dolayısıyla dikkatin yönetici denetimini gerektiriyor; kare dizisinde ise yol bir bütün olarak hatırlanıp sondan başa izlenebiliyor. Bulgular yine de tek yönlü değil: Brunetti ve arkadaşlarının genç yetişkinlerinde geri aralık (5,3) ileri aralıktan (6,1) anlamlı biçimde kısaydı. Senin iki puanın arasındaki fark, hangi stratejiyi kullandığına dair küçük bir ipucu olabilir. Bazı insanlar diziyi bir şekil gibi görür ('önce üçgen, sonra aşağı'), bazıları kareleri içinden adlandırır ('sol üst, orta, sağ alt'), bazıları da gözüyle yolu tekrar tekrar izler. Hangi yöntemin işe yaradığı kişiden kişiye değişir; ama yöntemin kendisi, testin ölçtüğü şeyi de biraz değiştirir.
Sağ beyin, sol beyin
Corsi testinin klinik ününün bir kaynağı, hasarın hangi tarafta olduğuna duyarlı olması. Kessels ve arkadaşlarının (2000) hasta grubunda sağ yarıküre hastaları sol yarıküre hastalarından daha kötü performans gösterdi; yazarlar testin lezyonun tarafına seçici olduğu sonucuna vardı. Corsi'nin tez çalışmasından aktarılan bir bulguya göre de sağ temporal lobunda hipokampusu geniş ölçüde etkilenmiş hastalar, her üç denemede bir tekrarlanan ve kapasitelerini aşan bir diziyi ya hiç ya da çok yavaş öğrenebiliyordu.
Bu bulgular 'sağ beyin uzamsal, sol beyin sözel' sloganını desteklese de gerçek tablo daha karmaşık. Sağlıklı insanlarda görevler iki yarıküreyi birlikte kullanır ve blok testindeki başarı yalnızca bellekten değil, dikkatten, göz hareketlerinden ve dizinin şeklini algılamaktan da etkilenir. Bu yüzden klinik kullanımda tek başına bir yer belirleme aracı olarak değil, daha geniş bir test bataryasının parçası olarak yorumlanır.
Gündelik hayatta görsel-uzamsal hafıza
Bir binada az önce geçtiğin koridorların sırasını hatırlamak, birinin tarif ettiği 'ikinci sağdan sonra sol' rotasını aklında tutmak ya da telefonunun kilit desenini çizmek, hep yerlerle sıraların birlikte tutulmasını gerektirir. Corsi görevi bu becerinin en sade halini ölçüyor: anlam yok, isim yok, yalnızca birkaç yer ve bir sıra.
Tam da bu sadelik testi pek çok alanda kullanışlı kılıyor. Brunetti ve arkadaşlarının derlediği gibi blok testi Alzheimer hastalığının erken değerlendirmesinden Korsakoff sendromuna ve şizofreniye kadar farklı klinik tablolarda, ayrıca çalışma belleğiyle ilgili sayısız deneysel çalışmada kullanılıyor. Kısa sürmesi ve dil gerektirmemesi, farklı dillerden ve yaşlardan insanları aynı görevle karşılaştırmayı kolaylaştırıyor. Rakam dizisinde Türkçe, İngilizce ya da Çince konuşmak sonucu etkileyebilirken, yanan bir karenin hangi dilde düşünüldüğü pek önemli değil. Bu yüzden blok testi, rakam testinin dilden bağımsız bir kardeşi gibi de görülebilir; iki testi art arda yapıp puanlarını karşılaştırmak, sözel ve uzamsal belleğinin birbirine ne kadar benzediğini gösterir.
Bir puan neyi anlatmaz?
Berch ve arkadaşları (1998), blok testinin uygulama ve puanlamasında, hatta küplerin boyutu ve yerleşiminde bile büyük tutarsızlıklar olduğunu vurguluyordu. Hangi karelerin seçildiği, dizinin uzun mu kısa mı bir yol çizdiği, çizginin kendini kesip kesmediği, aynı uzunluktaki iki diziyi çok farklı zorlukta yapabilir. Bu nedenle bizim testimizde tüm katılımcılar aynı yerleşimi ve aynı dizileri görüyor; kalabalıkla karşılaştırma ancak böyle anlamlı.
Ekran da bir değişken. Claessen ve arkadaşları (2015) 40 üniversite öğrencisini hem tahta hem tablet sürümüyle test etti ve ileri sıradaki doğruluğun tablet sürümünde daha düşük olduğunu, geri sırada ise farkın kaybolduğunu buldu. Yani buradaki puanın, bir klinikteki tahta testten alacağın puanla birebir aynı olması beklenmez. Sonucunu kesin bir 'hafıza notu' değil, bugünkü dikkatinin ve stratejinin de karıştığı bir anlık ölçüm olarak düşün. Yorgunluk, gürültülü bir ortam ya da testi ikinci kez yapmak, puanı bir kare yukarı ya da aşağı oynatabilir; tek bir karelik fark bu yüzden fazla yorumlanmamalı.