Açık İşitme Wier ve ark., 1977

Sesi tuttur.

Önce iki ses arasındaki en küçük perde farkını, sonra bir sesi kulaktan ve hafızadan ne kadar doğru tutturduğunu ölç. Kulaklık önerilir.

3 dksürer 0katılım Anonimkayıt gerekmez
ikisi aynı mı?+12 sent
EXP. 037

Art arda çalan iki sesten hangisi daha ince? Peki duyduğun bir sesi kaydırıcıyla ne kadar doğru tutturabilirsin?

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Tekrar oyna, yüksel

Sıralama.

  1. Henüz kimse sıralamaya girmedi. İlk sen ol.
Sıralamada yalnızca gönüllüler görünür. Anonim oynayışların, gönüllü olunca hesabına bağlanır.Gönüllü ol ses eşiği · her kişinin en iyi oynayışı sayılır
Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

Kulak, perdedeki çok küçük farkları ayırt edebilir; ama bu beceri kişiden kişiye, özellikle müzik eğitimine ve alıştırmaya göre büyük farklılık gösterir.

Ne ölçüyoruz

Üç şey ölçüyoruz. 1. elde perde ayırt etme eşiğini: art arda çalan iki sesten hangisinin daha ince olduğunu yaklaşık %70,7 olasılıkla doğru söyleyebildiğin en küçük fark. Fark sent cinsinden; 100 sent bir yarım tona, 1200 sent bir oktava eşit. Taban ses her denemede 300 ile 900 Hz arasından rastgele seçiliyor. Fark 100 sentle başlıyor, art arda iki doğru cevapta 0,7 ile çarpılıp küçülüyor, her hatada 1,4 ile çarpılıp büyüyor; el 8 dönüşte ya da 30 denemede bitiyor ve eşiğin son 6 dönüş noktasının geometrik ortalaması. 2. ve 3. elde perde eşleştirmeyi ölçüyoruz: kaydırıcıyla bulduğun ses ile hedef ses arasındaki farkın mutlak değeri (sent). 3. eldeki 5 saniyelik bekleme, hedefi hafızada tutmanın maliyetini gösteriyor.

Araştırmalar ne diyor

Wier, Jesteadt ve Green (1977), saf seslerde frekans ayırt etme eşiğini hem sesin frekansı hem de duyma eşiğinin ne kadar üstünde çalındığı (duyum düzeyi) değiştirilerek ölçtü. Micheyl, Xiao ve Oxenham'ın (2012) özetine göre eşiğin logaritması frekansın kareköküyle doğrusal olarak artıyordu; 1 kHz'de eşik, ses 20 dB'den 60 dB duyum düzeyine çıkarken yaklaşık iki kat iyileşiyordu. Micheyl, Delhommeau, Perrot ve Oxenham (2006), 30 klasik müzisyen ile 30 müzisyen olmayan kişiyi karşılaştırdı: müzisyen olmayanların ortalama eşiği başlangıçta altı kattan fazla, iki saatlik alıştırmadan sonra bile yaklaşık dört kat büyüktü. Hutchins ve Peretz (2012), perde eşleştirmeyi ses yerine bir kaydırıcıyla yaptırdıklarında hem müzisyenlerin hem müzisyen olmayanların sesleriyle olduğundan daha isabetli olduğunu buldu. Peretz ve Vuvan (2017) yaklaşık 20.000 kişilik örneklemde doğuştan amüzinin (halk arasında ton sağırlığı) yaygınlığını %1,5 olarak hesapladı.

Neden böyle

Perde, sesin frekansının beyindeki karşılığıdır ve logaritmik bir ölçekle algılanır: frekansı iki katına çıkan ses bir oktav yukarıda duyulur. Bu yüzden farkı Hz yerine sent cinsinden ölçüyoruz; 300 Hz'deki 100 sentlik fark ile 900 Hz'deki 100 sentlik fark müzikte aynı aralıktır. Eşiği bulmak için Levitt'in (1971) dönüştürülmüş merdiven yöntemini kullanıyoruz: fark yalnızca art arda iki doğru cevapta küçüldüğü için merdiven, doğru cevap olasılığının yaklaşık %70,7 olduğu noktaya yerleşir. Micheyl ve arkadaşlarının (2012) incelediği 12 frekans ayırt etme çalışmasının onu da bu noktayı hedefliyordu. Ayırt etme ile eşleştirme aynı beceri değildir: birincisi yalnızca 'hangisi daha ince' kararını, ikincisi ise hedefin perdesini aklında tutup kendi sesini ona doğru ayarlamayı gerektirir. Hutchins ve Peretz'in bulgularına göre kötü şarkı söylemenin önemli bir bölümü kulaktan değil, sesi denetlemekten kaynaklanıyor; kaydırıcı bu motor adımı ortadan kaldırıyor.

Sınırlılık

Telefon hoparlörleri, ucuz kulaklıklar, Bluetooth cihazların ses işleme ayarları ve ortam gürültüsü sonucu etkileyebilir; sessiz bir ortamda kulaklıkla yapmanı öneriyoruz. Ses düzeyi de önemlidir: çok kısık seslerde ayırt etme eşiği büyür. İşitme kaybı, kulak çınlaması ya da yorgunluk sonucu kötüleştirebilir. Müzik eğitimi büyük bir fark yaratır ve alıştırmayla eşik belirgin biçimde düşebilir; bu yüzden sonucunu sabit bir yetenek değil, bugünkü ölçümün olarak düşün. Bu test doğuştan amüzi ya da işitme kaybı için bir tanı aracı değildir; işitmenle ilgili bir şüphen varsa bir kulak burun boğaz uzmanına ya da odyoloğa başvurmalısın.

6 kattan fazla / ~4 katMüzisyen olmayanların perde eşiği, klasik müzisyenlere göre: ilk ölçüm / 2 saat alıştırmadan sonraMicheyl ve ark., 2006
4–8 saatMüzisyen olmayanların müzisyen düzeyine inmesi için gereken alıştırmaMicheyl ve ark., 2006
~2 kat1 kHz'de eşiğin 20'den 60 dB duyum düzeyine iyileşmesi (Wier ve ark. verisi)Micheyl, Xiao ve Oxenham, 2012
%1,5Doğuştan amüzi yaygınlığı (yaklaşık 20.000 kişi)Peretz ve Vuvan, 2017
%46Amüzili kişilerin birinci derece akrabalarında benzer sorunPeretz ve Vuvan, 2017
  1. Wier, C. C., Jesteadt, W., & Green, D. M. (1977). Frequency discrimination as a function of frequency and sensation level. The Journal of the Acoustical Society of America, 61(1), 178–184. Kaynağa git ↗
  2. Micheyl, C., Xiao, L., & Oxenham, A. J. (2012). Characterizing the dependence of pure-tone frequency difference limens on frequency, duration, and level. Hearing Research, 292(1–2), 1–13. Kaynağa git ↗
  3. Micheyl, C., Delhommeau, K., Perrot, X., & Oxenham, A. J. (2006). Influence of musical and psychoacoustical training on pitch discrimination. Hearing Research, 219(1–2), 36–47. Kaynağa git ↗
  4. Hutchins, S., & Peretz, I. (2012). A frog in your throat or in your ear? Searching for the causes of poor singing. Journal of Experimental Psychology: General, 141(1), 76–97. Kaynağa git ↗
  5. Peretz, I., & Vuvan, D. T. (2017). Prevalence of congenital amusia. European Journal of Human Genetics, 25(5), 625–630. Kaynağa git ↗
  6. Levitt, H. (1971). Transformed up-down methods in psychoacoustics. The Journal of the Acoustical Society of America, 49(2B), 467–477. Kaynağa git ↗

Bir notayı tutturmak

Bir arkadaşın gitarını akort ederken iki teli art arda çalıp 'hâlâ biraz pes' dediğinde ne kadar küçük bir farkı duyduğunu hiç düşündün mü? Ya da bir şarkının nakaratını mırıldanırken doğru notada olup olmadığını? Perde, yani bir sesin ince mi kalın mı duyulduğu, müziğin de konuşmanın da temel yapı taşlarından biri. Ama insanlar perdedeki farkları ne kadar hassas duyduklarında birbirinden şaşırtıcı ölçüde farklı.

Bu deney üç soru soruyor. Birincisi, iki ses arasındaki en küçük perde farkını duyabiliyor musun? İkincisi, bir sesi duyduktan sonra kendi sesini ona ne kadar yaklaştırabilirsin? Üçüncüsü, hedef sesi birkaç saniye hafızanda tutman gerektiğinde bu doğruluk ne kadar bozuluyor? Şarkı söylemek yerine bir kaydırıcı kullanıyoruz; böylece sesini denetleme becerin değil, yalnızca kulağın ve perde hafızan ölçülüyor.

Sent: Perdenin cetveli

Perdeyi Hz ile ölçmek ilk bakışta doğal görünür, ama kulağımız frekansları oranlarla algılar. 220 Hz'den 440 Hz'e çıkmak ile 440 Hz'den 880 Hz'e çıkmak aynı müzikal aralıktır: ikisi de bir oktav. Bu yüzden müzisyenler ve işitme bilimciler perde farkları için logaritmik bir birim kullanır: sent. Bir oktav 1200 sent, eşit aralıklı Batı müziğinde bir yarım ton 100 senttir. 1 sentlik fark, frekansın yaklaşık binde 0,6 oranında değişmesi demektir.

Deneyde taban sesi her seferinde 300 ile 900 Hz arasından, logaritmik ölçekte eşit olasılıkla seçiyoruz. Böylece hep aynı sesi duyup ona alışmıyorsun, kararını da iki sesi birbiriyle karşılaştırarak vermek zorunda kalıyorsun. İlk denemelerde fark 100 sent, yani bir yarım ton; bu, piyanoda yan yana iki tuş arasındaki fark kadar. Doğru cevap verdikçe fark küçülüyor ve merdiven, iki sesi artık güçlükle ayırt edebildiğin noktanın çevresinde gidip gelmeye başlıyor. Sonuçta göreceğin eşik, bir yarım tonun ne kadarını duyabildiğini de gösteriyor.

Kulak ne kadar hassas?

Craig Wier, Walt Jesteadt ve David Green 1977'de frekans ayırt etmeyi sistemli olarak ölçen klasik çalışmalardan birini yayımladı. Dinleyicilere kısa saf sesler çiftler halinde dinletildi ve uyarlamalı bir yöntemle, hangisinin daha yüksek olduğunu güvenilir biçimde söyleyebildikleri en küçük fark bulundu; sesin frekansı ve duyma eşiğinin ne kadar üstünde çalındığı sistemli olarak değiştirildi. Micheyl, Xiao ve Oxenham'ın 2012'de 12 çalışmanın verisini birlikte incelediği makaleye göre Wier ve arkadaşları, eşiğin logaritmasının frekansın kareköküyle doğrusal biçimde arttığını buldu; 1 kHz'de eşik, ses 20 dB'den 60 dB duyum düzeyine çıkarken yaklaşık iki kat küçüldü.

Aynı derlemenin önemli bir gözlemi bizim deneyimizin aralığıyla ilgili. 1 kHz'in altındaki frekanslarda eşik Hz cinsinden frekansla birlikte artıyor, ama frekanstan daha yavaş artıyor; yani oransal olarak, Weber oranı cinsinden, frekans yükseldikçe eşik küçülüyor. Daha yüksek frekanslarda ise eşik hızla büyüyor. Derleme ayrıca sesin süresinin eşiği güçlü biçimde etkilediğini vurguluyor: çok kısa sesleri ayırt etmek daha zor. Bu yüzden 1. eldeki sesleri 400 milisaniye uzunluğunda tutuyoruz; başlangıç ve bitişteki 20 milisaniyelik yumuşak geçişler de seslerin 'tık' sesiyle başlamasını engelliyor.

Müzisyen kulağı: Yetenek mi, alıştırma mı?

Christophe Micheyl ve arkadaşları 2006'da, daha önce hiç psikoakustik deneye katılmamış 30 klasik müzisyen ile 30 müzisyen olmayan kişinin perde ayırt etme eşiklerini ölçtü. Fark beklenenden büyüktü: müzisyen olmayanların ortalama eşiği başlangıçta müzisyenlerinkinin altı katından fazlaydı ve iki saatlik alıştırmadan sonra bile yaklaşık dört kat büyük kaldı. Müzisyenlerin eşikleri, yıllarca bu tür görevlerde eğitilmiş dinleyicilerle yapılan eski ölçümlere yakındı ve alıştırmayla pek değişmedi.

Çalışmanın ikinci bölümü daha umut verici. Hiç eğitimi olmayan sekiz yeni katılımcı toplam 14 saat boyunca aynı görevi çalıştı. Müzisyenlerin düzeyine inmeleri 4 ile 8 saat arasında sürdü. Yani müzisyenlerin üstünlüğü, en azından bu görevde, büyük ölçüde kulağı dikkatli dinlemeye alıştırmanın ürünü olabilir. Kendi sonucunu yorumlarken bunu aklında tut: ilk denemede yüksek çıkan bir eşik, sabit bir 'kulaksızlık' anlamına gelmez; testi birkaç kez tekrarlamak bile sonucunu değiştirebilir.

Duymak ile tutturmak: Kaydırıcı deneyi

Pek çok insan şarkı söylerken notayı tutturamadığı için kendini 'kulaksız' sanır. Sean Hutchins ve Isabelle Peretz 2012'de bu inancı sınadı. Beş deneyde müzisyenlere ve müzisyen olmayanlara perde eşleştirme ve perde yargısı görevleri verdiler. İlk deneyde 'kaydırıcı' adını verdikleri bir araç tanıttılar: katılımcılar sesi, ses telleri yerine bu aracı kaydırarak hedefe eşitliyordu. Sonuç açıktı: her iki grup da hedef perdeleri kaydırıcıyla, kendi sesleriyle olduğundan daha isabetli tutturdu.

Sonraki deneyler tabloyu tamamladı. Müzisyen olmayanlar kendi kayıtlı seslerini, sentezlenmiş bir sesin tınısını taklit etmekten daha iyi eşleştirebiliyordu ama yine de kaydırıcıdaki kadar isabetli değildi. Birden fazla kez söylemek ya da perdeyi ekranda görmek söyleyişi iyileştirmedi. Yazarlar kötü şarkı söylemenin önemli bir bölümünü salt bir algı sorununa değil, sesin motor denetimine ve bir tınıdan ötekine 'çeviri' hatalarına bağladı. Bizim 2. ve 3. elimiz de bu fikirden yola çıkıyor: kaydırıcıyla ölçtüğün hata, şarkı söylerken yaptığın hatadan büyük olasılıkla küçük olacak.

Ton sağırlığı ve sonucun sınırları

Gerçek bir perde algısı bozukluğu da var: doğuştan amüzi, halk arasındaki adıyla ton sağırlığı. Uzun süre nüfusun %4'ünü etkilediği düşünüldü, ama bu tahmin 1980'deki tek bir teste dayanıyordu. Isabelle Peretz ve Dominique Vuvan 2017'de, kişilerin kendiliğinden başvurmasına dayanmayan yaklaşık 20.000 kişilik bir örneklemde üç nesnel test ve bir anket kullandı. Yaygınlığı yalnızca %1,5 buldular; kadınlarda erkeklerden biraz daha sık görülüyordu. Amüzili kişilerin birinci derece akrabalarının %46'sında benzer sorun vardı, bu da kalıtsal bir temele işaret ediyor. Sorun müzik eğitimiyle azalmıyordu.

Bu deney bir amüzi testi değil. Sonucunu etkileyebilecek pek çok şey var: telefon hoparlörü mü kulaklık mı kullandığın, ortamdaki gürültü, ses düzeyi, yorgunluk, işitme kaybı ve elbette müzik geçmişin. Perde ayırt etme eşiğini, kaydırıcıyla yaptığın eşleştirme hatasını ve 5 saniyelik beklemeden sonraki hatanı birlikte değerlendir: üçü arasındaki ilişki, zorluğun duymakta mı, ayarlamakta mı, yoksa sesi aklında tutmakta mı olduğuna dair bir ipucu verebilir.

Sık sorulanlar

Sent nedir?

Perde farklarını ölçmek için kullanılan logaritmik bir birimdir. Bir oktav 1200 sent, bir yarım ton 100 senttir. Kulak frekansları oranlarla algıladığı için, sent cinsinden aynı fark farklı frekanslarda yaklaşık aynı müzikal aralığa karşılık gelir.

Perde ayırt etme eşiğim kaç çıkarsa iyi?

Kişiden kişiye çok değişir. Micheyl ve arkadaşlarının (2006) çalışmasında müzisyen olmayanların ortalama eşiği klasik müzisyenlerinkinin başlangıçta altı katından fazlaydı. En anlamlı karşılaştırma, aynı koşullarda testi yapan kalabalığın dağılımıyla ve kendi önceki sonuçlarınladır.

Müzik kulağı alıştırmayla gelişir mi?

Bu görevde evet. Micheyl ve arkadaşlarının çalışmasında eğitimsiz katılımcılar, frekans ayırt etme görevini 4 ile 8 saat arasında çalıştıktan sonra klasik müzisyenlerin eşiklerine ulaştı.

Şarkı söyleyemiyorsam kulaksız mıyım?

Mutlaka değil. Hutchins ve Peretz (2012), hem müzisyenlerin hem müzisyen olmayanların perdeyi kaydırıcıyla, kendi sesleriyle olduğundan daha isabetli tutturduğunu buldu. Kötü şarkı söylemenin önemli bir kaynağı, kulaktan çok sesin denetimi.

Ton sağırlığı (amüzi) ne kadar yaygın?

Peretz ve Vuvan'ın (2017) yaklaşık 20.000 kişilik çalışmasına göre doğuştan amüzinin yaygınlığı yaklaşık %1,5. Bu deney amüzi tanısı koymaz; bir şüphen varsa uzman bir değerlendirme gerekir.

Kulaklık kullanmam gerekir mi?

Önerilir. Telefon hoparlörleri, ortam gürültüsü ve çok kısık ses düzeyi ayırt etme eşiğini kötüleştirebilir. Sessiz bir ortamda, rahat duyduğun bir ses düzeyinde kulaklıkla yapmak en tutarlı sonucu verir.

Tartışma 0 yorum

Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol. 20 saniye sürer.
GirişGönüllü ol
Henüz yorum yok. İlk yazan sen ol.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.