Açık Grup oyunu Diekmann, 1985

Gönüllü ikilemi.

Biri 'Ben yaparım' derse herkes kazanır, gönüllü biraz kaybeder; kimse demezse herkes sıfırlanır. 20 saniyede kim öne çıkacak?

2 dksürer 0katılım Anonimkayıt gerekmez
BAS
EXP. 033

Tek bir kişinin küçük fedakârlığı herkesi kurtarıyor: odada o kişi sen olur musun?

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Yayıncılar, sınıflar, gruplar

Kendi odanı aç.

Odayı kurunca bir link alırsın. Linki yayınında, sınıfında ya da grubunda paylaş; belirlediğin kişi sayısına ulaşınca deney herkeste aynı anda başlar. Oda sahibi istersen sayı dolmadan da başlatabilir.

Herkese açık oda 6 kişide başlar.

3 ile 200 kişi arası. Katılanlar anonim kalır; odada yalnızca takma adlar görünür. Bekleyen oda 6 saat içinde dolmazsa kapanır.
Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

Kalabalık büyüdükçe her bir kişinin gönüllü olma ihtimali düşer; ama bu, kimsenin öne çıkmayacağı anlamına gelmek zorunda değil.

Ne ölçüyoruz

Herkesin 100 puanı var. 20 saniye içinde en az bir kişi 'Ben yaparım' derse gönüllüler 75, diğerleri 100 puan alır; kimse demezse herkes 0 alır. Her elde kaç kişinin gönüllü olduğunu, en az bir gönüllünün çıkıp çıkmadığını ve düğmeye kaçıncı saniyede basıldığını ölçüyoruz. Yayıncıların açtığı 3 ile 200 kişi arasındaki odalar sayesinde aynı oyunu çok farklı grup büyüklüklerinde karşılaştırabiliyoruz.

Araştırmalar ne diyor

Oyunu sosyolog Andreas Diekmann 1985'te tanımladı: bir kolektif iyiliği tek bir gönüllü sağlayabiliyor, bedava yararlanma isteği güçlü, ama herkes beklerse herkes kaybediyor; ve oyunun baskın bir stratejisi yok. Darley ve Latané'nin (1968) 72 öğrenciyle yaptığı klasik deneyde, bir katılımcının interkomda sara nöbeti geçirdiğini duyanlardan, bunu duyan tek kişi olduğunu sananların yüzde 85'i nöbet bitmeden yardım aramaya gitti; bir kişinin daha dinlediğini sananlarda bu oran yüzde 62'ye, dört kişinin daha dinlediğini sananlarda yüzde 31'e düştü. Fischer ve arkadaşlarının 2011 meta-analizi 7.700'den fazla katılımcıdan 105 etki büyüklüğünü birleştirdi ve orta düzeyde bir seyirci etkisi buldu (g = −0,35); etki tehlikeli acil durumlarda zayıflıyordu. Goeree, Holt ve Smith (2017) gönüllü ikilemini farklı grup büyüklükleriyle laboratuvarda oynattı: kişi başına gönüllü olma oranı teorinin öngördüğü gibi büyük gruplarda düştü, ama kimsenin gönüllü olmadığı sonuçların sıklığı teorinin tersine grup büyüdükçe azaldı.

Neden böyle

Herkes için en kolay yol, başka birinin basmasını beklemektir; ama herkes böyle düşünürse kimse basmaz. Darley ve Latané bunu 'sorumluluk dağılması' diye açıkladı: kişi sayısı arttıkça her bireyin üstündeki sorumluluk duygusu azalır. Oyun teorisi de benzer bir öngörü yapar. Bizim puanlarımızla herkesin aynı olasılıkla bastığı dengede, 6 kişilik bir odada her oyuncu yaklaşık yüzde 24 olasılıkla gönüllü olur ve kimsenin basmama olasılığı yaklaşık yüzde 19'dur; 20 kişilik odada bu olasılık yaklaşık yüzde 23'e çıkar ve grup büyüdükçe yüzde 25'e yaklaşır (Diekmann'ın modelinden kendi hesabımız). Yani teori, grup büyüdükçe felaket ihtimalinin artacağını söylüyor; laboratuvar verisi ise bunu doğrulamıyor.

Sınırlılık

Puanlar hayalî; bir puan kaybetmek gerçek bir yardım davranışının maliyetiyle kıyaslanamaz ve kimse tehlikede değil. Katılımcılar kendiliğinden gelen internet kullanıcıları; oyunu daha önce oynamış olanlar ya da teoriyi bilenler farklı davranabilir. Aynı odada üç el oynandığı için eller birbirinden bağımsız değil. Yayın odalarında sohbetten verilen sözler ('ben basacağım') oyunun yapısını değiştirir. Bağlantı gecikmesi son saniyede basılan düğmeleri etkileyebilir; bu yüzden süre sunucu saatine göre tutulur.

%85 / %62 / %31Nöbet bitmeden yardım arayanlar (yalnız / +1 kişi / +4 kişi)Darley & Latané, 1968
g = −0,35; tehlikeli durumlarda zayıflıyorSeyirci etkisi meta-analizi (105 etki büyüklüğü)Fischer ve ark., 2011
azalıyor (teoriyle uyumlu)Laboratuvarda grup büyüdükçe kişi başına gönüllülükGoeree, Holt & Smith, 2017
azalıyor (teorinin tersine)Laboratuvarda grup büyüdükçe 'hiç gönüllü yok' sonucuGoeree, Holt & Smith, 2017
  1. Diekmann, A. (1985). Volunteer's dilemma. Journal of Conflict Resolution, 29(4), 605–610. Kaynağa git ↗
  2. Darley, J. M., & Latané, B. (1968). Bystander intervention in emergencies: Diffusion of responsibility. Journal of Personality and Social Psychology, 8(4, Pt. 1), 377–383. Kaynağa git ↗
  3. Fischer, P., Krueger, J. I., Greitemeyer, T., Vogrincic, C., Kastenmüller, A., Frey, D., Heene, M., Wicher, M., & Kainbacher, M. (2011). The bystander-effect: A meta-analytic review on bystander intervention in dangerous and non-dangerous emergencies. Psychological Bulletin, 137(4), 517–537. Kaynağa git ↗
  4. Goeree, J. K., Holt, C. A., & Smith, A. M. (2017). An experimental examination of the volunteer's dilemma. Games and Economic Behavior, 102, 303–315. Kaynağa git ↗
  5. Otsubo, H., & Rapoport, A. (2008). Dynamic volunteer's dilemmas over a finite horizon: An experimental study. Journal of Conflict Resolution, 52(6), 961–984. Kaynağa git ↗
  6. Manning, R., Levine, M., & Collins, A. (2007). The Kitty Genovese murder and the social psychology of helping: The parable of the 38 witnesses. American Psychologist, 62(6), 555–562. Kaynağa git ↗
  7. Arechar, A. A., Gächter, S., & Molleman, L. (2018). Conducting interactive experiments online. Experimental Economics, 21(1), 99–131. Kaynağa git ↗

Biri yapsa yeter, ama kim?

Apartmanda elektrik kesildi ve birinin elektrik idaresini araması gerekiyor. Bir kişinin araması herkese yeter; arayan biraz zaman ve uğraş harcar, aramayanlar ise hiçbir şey yapmadan sonuçtan yararlanır. Herkes 'nasılsa biri arar' diye beklerse elektrik saatlerce gelmez. Ofiste tıkanan yazıcı, grup sohbetinde cevapsız kalan soru, kalabalık bir sokakta yere düşen yaşlı biri: hepsi aynı yapıya sahip.

Sosyolog Andreas Diekmann 1985'te bu durumu 'gönüllü ikilemi' adıyla bir oyun olarak tanımladı. Oyunda her oyuncu ya gönüllü olur ya da bekler. En az bir kişi gönüllü olursa herkes kolektif iyilikten yararlanır, gönüllüler bunun için küçük bir bedel öder; kimse gönüllü olmazsa herkes kaybeder. Diekmann'ın vurguladığı nokta, oyunun baskın bir stratejisinin olmamasıydı: başkaları gönüllü olacaksa beklemek, kimse olmayacaksa gönüllü olmak daha iyidir. Bizim oyunumuzda gönüllü 75, diğerleri 100 puan alıyor; kimse basmazsa herkes 0'a düşüyor.

Odada kaç kişi var?

John Darley ve Bibb Latané 1968'de New York Üniversitesi'nden 72 öğrenciyle bir deney yaptı. Katılımcılar ayrı odalarda, interkomla sırayla konuşarak kişisel sorunlarını anlatıyordu. Bir noktada konuşmacılardan biri sara nöbeti geçiriyormuş gibi yardım istedi; bu konuşma aslında önceden kaydedilmişti. Katılımcıların bir kısmı nöbeti duyan tek kişi olduğuna, bir kısmı bir kişinin, bir kısmı da dört kişinin daha dinlediğine inandırılmıştı.

Sonuç, sosyal psikolojinin en çok alıntılanan bulgularından biri oldu. Nöbeti tek başına duyduğunu sananların yüzde 85'i nöbet bitmeden yardım aramak için odadan çıktı. Bir kişinin daha dinlediğini sananlarda bu oran yüzde 62'ye, dört kişinin daha dinlediğini sananlarda yüzde 31'e düştü. Darley ve Latané bunu 'sorumluluk dağılması' ile açıkladı: başkaları da duyuyorsa yardım etme sorumluluğu paylaşılır ve her bireyin payı küçülür. Diekmann da makalesinde gönüllü ikilemini tam olarak bu bulguyla ilişkilendirdi.

Hikâye ile bulgu arasındaki fark

Seyirci etkisi araştırmalarının arkasında genellikle 1964'te New York'ta öldürülen Kitty Genovese'nin hikâyesi anlatılır: 38 tanığın olanları izleyip hiçbir şey yapmadığı söylenir. Rachel Manning, Mark Levine ve Alan Collins 2007'de arşiv belgelerini inceleyerek bu hikâyenin kanıtlarla desteklenmediğini gösterdi: 38 tanığın bulunduğuna, tanıkların cinayeti gördüğüne ya da hiçbir şey yapmadığına dair kanıt bulamadılar. Yazarlar, sağlam bir araştırma geleneği olan seyirci etkisi çalışmalarını bu efsaneleşmiş hikâyeden ayırmak gerektiğini vurguladı.

Peki etkinin kendisi ne kadar sağlam? Peter Fischer ve arkadaşları 2011'de 1960'lardan bu yana yapılan çalışmalardan 7.700'den fazla katılımcıyı kapsayan 105 etki büyüklüğünü birleştirdi. Başkalarının varlığı yardım etme ihtimalini ortalamada azaltıyordu, ama etki orta düzeydeydi ve koşullara göre değişiyordu: durum açıkça tehlikeli olduğunda, ortada bir saldırgan bulunduğunda ya da yardım fiziksel bir bedel gerektirdiğinde seyirci etkisi zayıflıyordu. Yazarlara göre tehlikeli durumlar daha hızlı fark ediliyor ve daha güçlü bir uyarılma yaratıyor; bu da yardımı kolaylaştırıyor.

Oyun teorisinin şaşırtıcı öngörüsü

Herkesin aynı stratejiyi izlediği dengede oyuncular belirli bir olasılıkla gönüllü olur. Bizim puanlarımızla (gönüllü olmanın bedeli 100 üzerinden 25) bu hesap şöyle çıkıyor: 2 kişilik bir odada her oyuncu yaklaşık yüzde 75 olasılıkla basar ve kimsenin basmama ihtimali yüzde 6 civarındadır. 6 kişilik odada kişi başına olasılık yaklaşık yüzde 24'e düşer, kimsenin basmama ihtimali yaklaşık yüzde 19'a çıkar. Oda büyüdükçe bu ihtimal yüzde 25'e yaklaşır. Bu sayılar Diekmann'ın modelinden bizim yaptığımız hesaplardır, deney sonucu değildir. Bu hesapta her oyuncunun yalnızca kendi puanını önemsediği varsayılıyor; gerçek insanlar adalet duygusu, suçluluk ya da başkalarına yardım etme isteği gibi nedenlerle bundan farklı davranabilir.

Teorinin ilginç tarafı, grup büyüdükçe kimsenin gönüllü olmama ihtimalinin artacağını söylemesi. Jacob Goeree, Charles Holt ve Angela Smith 2017'de bunu laboratuvarda sınadı. Kişi başına gönüllü olma oranı, öngörüldüğü gibi büyük gruplarda daha düşüktü. Ama kimsenin gönüllü olmadığı sonuçlar grup büyüdükçe azaldı; teori bunun tersini söylüyordu. Yazarlar bu farkı, insanların kararlarına rastgele 'gürültü' katan bir denge modeliyle ve gönüllü olmaya yatkınlıkta insanlar arasındaki büyük farklılıklarla açıkladı: büyük bir kalabalıkta her zaman gönüllü olmaya çok yatkın birkaç kişi bulunabiliyor.

Beklemek de bir strateji: zamanın rolü

Gerçek hayatta gönüllü olma kararı bir anda değil, zaman içinde verilir: biri bir süre bekler, kimse hareket etmezse kendisi harekete geçer. Hironori Otsubo ve Amnon Rapoport 2008'de gönüllü olmanın getirisinin zamanla azaldığı, dolayısıyla erken davranmanın değerli olduğu bir versiyonu inceledi. Ödülü performansa bağlı katılımcılar, gönüllü olmanın maliyeti düşükken daha kolay gönüllü oldu ve ortalamada modelin öngördüğünden daha erken davrandı. Tek bir kişinin hemen gönüllü olduğu türden dengelerde ise neredeyse hiç buluşamadılar; katılımcılar bedava yararlanma eğilimlerinde birbirinden çok farklıydı.

Bizim oyunumuzda düğmeye kimin bastığı el bitene kadar görünmüyor; bu yüzden beklemek başkası hakkında bilgi kazandırmıyor. Yine de düğmeye kaçıncı saniyede basıldığını kaydediyoruz, çünkü bu süre tereddüdün iyi bir göstergesi olabilir. Son saniyelere kadar bekleyip sonra basan çok mu, yoksa gönüllüler ilk saniyelerde mi karar veriyor? İkinci ve üçüncü eller, ilk elin sonucunu görmenin bu tercihi nasıl değiştirdiğini gösterecek.

Canlı oda ve yayın: laboratuvardan farkı ne?

Laboratuvar deneylerinde grup büyüklüğü araştırmacının belirlediği birkaç değerle sınırlıdır. Bizim odalarımızda ise herkese açık oda 6 kişiyle başlıyor, yayıncılar 3 ile 200 kişi arasında oda açabiliyor. Bu, aynı oyunu çok farklı grup büyüklüklerinde gözlemleme fırsatı veriyor. Arechar, Gächter ve Molleman'ın (2018) karşılaştırması etkileşimli deneylerin internette de laboratuvardaki temel örüntüleri büyük ölçüde koruduğunu, ama yarıda ayrılan katılımcıların en büyük sorun olduğunu gösteriyor; bu yüzden her elde odadaki gerçek oyuncu sayısını ayrıca kaydediyoruz.

Yayında oynanan bir odada durum daha da farklı. Yayıncı herkesin gözü önünde olduğu için 'gönüllü' rolüne doğal olarak itilebilir; izleyiciler de sohbetten 'ben basıyorum' diyerek söz verebilir. Diekmann, rasyonel stratejiye kesin bir cevap verilebilen tek durumun oyunun serbest iletişimli versiyonu olduğunu belirtmişti; konuşabilen bir grup, örneğin işi kimin üstleneceğini kararlaştırabilir. Yayın odaları, iletişimin ve görünür bir liderin sorumluluk dağılmasını nasıl değiştirdiğini canlı olarak gösterebilir; bu yüzden onların sonuçlarını sessiz odalardan ayrı tutuyoruz.

Sık sorulanlar

Gönüllü ikilemi nedir?

Tek bir gönüllünün herkese yetecek bir iyiliği sağlayabildiği, gönüllü olmanın küçük bir bedeli olduğu ve kimse gönüllü olmazsa herkesin kaybettiği bir sosyal ikilemdir. Andreas Diekmann 1985'te tanımladı.

Seyirci etkisiyle ilişkisi ne?

Seyirci etkisi, başka insanların varlığının bir kişinin yardım etme ihtimalini azaltmasıdır. Gönüllü ikilemi bu durumun oyun teorisindeki karşılığıdır: kalabalık büyüdükçe her bir kişinin 'başkası yapar' diye bekleme eğilimi artar.

Düğmeye basmalı mıyım?

Tek bir doğru cevap yok. Başkalarının basacağından eminsen beklemek sana 25 puan kazandırır; kimsenin basmayacağından korkuyorsan basmak seni ve herkesi 0'dan kurtarır. Oyunun ilginç tarafı da tam bu belirsizlik.

Kalabalık büyüdükçe kimsenin gönüllü olmama ihtimali artar mı?

Teori bunu öngörüyor; laboratuvar verisi ise öyle demiyor. Goeree, Holt ve Smith (2017) kişi başına gönüllü olma oranının büyük gruplarda düştüğünü, ama kimsenin gönüllü olmadığı sonuçların grup büyüdükçe azaldığını buldu.

Kitty Genovese hikâyesi doğru mu?

38 tanığın hiçbir şey yapmadığı şeklindeki ünlü anlatı, Manning, Levine ve Collins'in (2007) arşiv incelemesine göre kanıtlarla desteklenmiyor. Seyirci etkisinin kendisi ise pek çok deneyde gösterilmiş, ama koşullara göre gücü değişen bir etki.

Tartışma yorum

Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol. 20 saniye sürer.
GirişGönüllü ol
Henüz yorum yok. İlk yazan sen ol.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.