Açık Zaman algısı Wearden, 1991

10 saniyeyi hisset.

İçindeki saat ne kadar dakik? Saymadan 10 saniyeyi tutturmak sandığından zor olabilir.

20 snsürer 1katılım Anonimkayıt gerekmez
9,41SANİYE
EXP. 004

Başlat'a bas, saate bakmadan 10 saniye geçtiğini düşündüğün anda tekrar bas.

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

Zamanı hissederken yaptığın hata, sürenin kendisiyle birlikte büyür.

Ne ölçüyoruz

Ürettiğin sürenin 10 saniyeden ne kadar saptığını (doğruluk) ve kalabalıkta cevapların ne kadar dağıldığını (tutarlılık) ölçüyoruz. Kafadan sayanlarla süreyi 'hissedenleri' ayrı gruplarda karşılaştırıyoruz, çünkü saymak ölçümü zaman algısından ritim tutmaya kaydırır.

Araştırmalar ne diyor

Skaler zamanlama kuramına göre (Gibbon, 1977) zaman tahminlerinin dağılımı sürenin uzunluğuyla orantılı büyür; standart sapmanın ortalamaya oranı, yani değişim katsayısı (CV), aşağı yukarı sabit kalır. Wearden (1991), insanların saymadan ürettiği sürelerde CV'nin tipik olarak 0,10–0,16 arasında kaldığını, kronometrik sayma (kafadan 'bir, iki, üç' diye saymak) ile üretilen 2–32 saniyelik sürelerde ise 0,10'un altına, çoğu durumda 0,05'in de altına indiğini raporladı. Grondin ve arkadaşları (2004), açık saymanın 1,6 saniyelik aralıkları ayırt etmeyi belirgin biçimde iyileştirdiğini, ama aralık 4 saniyeye uzadıkça varyansın artmasını tamamen engelleyemediğini gösterdi. Vierordt'un 1868'de tarif ettiği 'kısa süreler uzun, uzun süreler kısa tahmin edilir' kuralı ise bugün yöntemden kaynaklanan bir etki olup olmadığı açısından tartışılıyor.

Neden böyle

İç saat modellerinde beyin, düzenli 'tıkırtılar' üreten bir kaynağın atımlarını biriktirir gibi düşünülür; biriktirmedeki gürültü süreyle orantılı büyüdüğü için uzun aralıklarda mutlak hata da büyür. Kafadan saymak uzun bir aralığı kısa ve düzenli parçalara böler; her parçanın hatası bir ölçüde birbirini dengelediğinden toplam dağılım küçülür (Wearden, 1991). Dikkatin süreye ne kadar ayrıldığı da önemlidir: zaman algısının eldeki dikkat kaynaklarından güçlü biçimde etkilendiği biliniyor.

Sınırlılık

Laboratuvarda katılımcılar onlarca deneme yapar ve çoğu zaman her denemeden sonra geri bildirim alır; burada herkes tek deneme yapıyor ve 'saydım' ya da 'saymadım' beyanı tamamen sana emanet. Bu yüzden kalabalığın dağılımının laboratuvar CV'lerinden daha geniş çıkmasını bekleyebiliriz.

0,10–0,16Saymadan üretilen sürelerde tipik değişim katsayısı (CV)Wearden, 1991
< 0,10 (çoğu < 0,05)Kafadan sayarak üretilen sürelerde CV (2–32 sn)Wearden, 1991
~1,2 snCV 0,12 ise 10 sn için beklenen standart sapma (hesap)Wearden, 1991
~2,25 snVierordt'un verisinde kayıtsızlık noktasıGlasauer & Shi, 2021
  1. Wearden, J. H. (1991). Do humans possess an internal clock with scalar timing properties? Learning and Motivation, 22(1–2), 59–83. Kaynağa git ↗
  2. Gibbon, J. (1977). Scalar expectancy theory and Weber's law in animal timing. Psychological Review, 84(3), 279–325. Kaynağa git ↗
  3. Grondin, S., Ouellet, B., & Roussel, M.-È. (2004). Benefits and limits of explicit counting for discriminating temporal intervals. Canadian Journal of Experimental Psychology, 58(1), 1–12. Kaynağa git ↗
  4. Rattat, A.-C., & Droit-Volet, S. (2012). What is the best and easiest method of preventing counting in different temporal tasks? Behavior Research Methods, 44(1), 67–80. Kaynağa git ↗
  5. Lejeune, H., & Wearden, J. H. (2009). Vierordt's The Experimental Study of the Time Sense (1868) and its legacy. European Journal of Cognitive Psychology, 21(6), 941–960. Kaynağa git ↗
  6. Glasauer, S., & Shi, Z. (2021). The origin of Vierordt's law: The experimental protocol matters. PsyCh Journal, 10(5), 732–741. Kaynağa git ↗

Saat yokken zamanı nasıl ölçüyoruz?

Gözün ışık, kulağın ses için bir organı var; zaman için ise tek bir duyu organımız yok. Yine de bir şarkının temposunu tutar, trafik ışığının ne zaman yanacağını sezer, bir sunumun uzadığını hissederiz. Psikologlar bu yeteneği ölçmek için birkaç klasik yöntem kullanır: süre üretme (söylenen süreyi tuşa basarak üretmek), süre tahmini (geçen süreyi saniye olarak söylemek) ve süre tekrarı (az önce duyulan bir süreyi yeniden üretmek).

Bu deney ilk yöntemi kullanıyor: sana bir hedef süre veriyoruz ve onu kendi iç ölçünle üretmeni istiyoruz. Ölçtüğümüz iki şey var. Birincisi doğruluk: ortalamada 10 saniyeye ne kadar yaklaşıyoruz. İkincisi tutarlılık: insanlar arasında, ya da aynı kişinin tekrarlarında, cevaplar ne kadar dağılıyor.

Weber yasası ve skaler zamanlama

19. yüzyılda Ernst Weber, ağırlık gibi büyüklüklerde fark edebildiğimiz en küçük değişimin büyüklüğün kendisiyle orantılı olduğunu gözlemlemişti. Diyelim ki 100 gramlık bir yükte 2 gramlık farkı ancak fark edebiliyorsunuz; bu kurala göre 1 kiloluk bir yükte aynı oranda, yani yaklaşık 20 gramlık bir farka ihtiyaç duyarsınız. John Gibbon 1977'de hayvanların zamanlama davranışında benzer bir kural tarif etti ve 'skaler beklenti kuramı'nı önerdi: zaman tahminlerinin standart sapması, tahmin edilen süreyle orantılı büyür.

Bunu ölçmenin pratik yolu değişim katsayısıdır (CV): standart sapmanın ortalamaya bölünmesi. Süre ne olursa olsun CV sabit kalıyorsa zamanlama 'skaler' davranıyor demektir. John Wearden'ın 1991'deki derlemesine göre saymadan yapılan kısa süre üretimlerinde CV tipik olarak 0,10–0,16 aralığında, güvercinlerle yapılan benzer görevlerde ise yaklaşık 0,20–0,30 aralığındaydı. Kabaca bir hesapla, CV'si 0,12 olan biri 10 saniyeyi ürettiğinde denemelerinin çoğu ortalamanın yaklaşık 1,2 saniye altı ile üstü arasına düşer.

Kafadan saymak neden işe yarıyor?

Birkaç saniyeden uzun süreleri tahmin etmesi istenen insanların çoğu kendiliğinden saymaya başlar. Wearden'ın raporladığı bir deneyde katılımcılar 2 ile 32 saniye arasındaki süreleri bilerek sayarak üretti ve CV'ler 0,10'un altına, çoğu durumda 0,05'in de altına indi. Simon Grondin ve arkadaşları (2004) da açık saymanın 1,6 saniyelik aralıklarda performansı belirgin biçimde iyileştirdiğini, ama aralık 4 saniyeye uzadıkça değişkenliğin artmasını tamamen önleyemediğini gösterdi.

Bu yüzden zaman algısı araştırmacıları saymayı çoğu zaman bir 'kirlilik' olarak görür: sayan kişi aslında süreyi değil, kısa ve düzenli aralıklar üretme becerisini ölçtürür. Saymayı engellemek için katılımcılara saymamaları söylenir, sesli bir hece tekrarlatılır ya da aynı anda başka bir görev verilir; Rattat ve Droit-Volet (2012) bu yöntemleri farklı zamanlama görevlerinde karşılaştırdı. Biz saymayı engellemiyoruz; bunun yerine sana sayıp saymadığını soruyor ve iki grubu ayrı ayrı gösteriyoruz.

Vierordt yasası: kısa uzun, uzun kısa

Alman fizyolog Karl Vierordt 1868'de yayımladığı kitapta, çoğunu kendi üzerinde yaptığı süre tekrar deneylerini anlattı. Kısa süreleri olduğundan uzun, uzun süreleri olduğundan kısa tekrar ettiğini, arada ise hatanın sıfıra yaklaştığı bir 'kayıtsızlık noktası' bulunduğunu yazdı. Glasauer ve Shi'nin aktardığına göre Vierordt'un 1.104 denemelik tablolarından birinde bu nokta yaklaşık 2,25 saniyeydi.

Ancak bu 'yasa'nın statüsü tartışmalı. Lejeune ve Wearden (2009) Vierordt'un mirasını değerlendirirken etkinin tutarlı bir kuramsal açıklamadan uzun süre yoksun kaldığını vurguladı. Glasauer ve Shi (2021) ise etkinin büyük ölçüde deney protokolünden kaynaklandığını savundu: farklı süreler karışık ve rastgele sırayla sunulduğunda beyin her tahmini önceki denemelerin ortalamasına doğru çeker. Her güne tek bir sürenin düştüğü daha eski bir tekrar denemesinde bu sapmaların görülmemesi de bu yorumu destekliyor. Bizim tek denemelik 10 saniye görevimizde Vierordt yasasının nasıl davranacağı bu yüzden açık bir soru.

Gündelik hayatta iç saat

İç saatin hassasiyeti; müzik çalarken tempoyu korumak, top sporlarında hareketi zamanlamak ya da konuşmada sıranın ne zaman geleceğini sezmek gibi pek çok gündelik beceride işe yarar. Bunların çoğu saniyenin altındaki ya da birkaç saniyelik aralıklarda gerçekleşir; 10 saniye gibi daha uzun sürelerde ise dikkat dağıldıkça tahminler daha kolay kayar.

Kafadan saymak bu yüzden pratik bir hiledir: fotoğraf çekerken ya da yemek tarifinde '10 saniye karıştır' denildiğinde çoğumuz farkında olmadan sayarız. Saymadan sadece 'hissetmeye' çalıştığında ise beynin zamanı nasıl temsil ettiğine daha doğrudan bir pencere açmış olursun.

Bu deneyin sınırları

Laboratuvar çalışmalarında katılımcılar aynı süreyi onlarca kez üretir, çoğu zaman her denemeden sonra ne kadar saptıklarını öğrenir ve sessiz bir odadadır. Burada ise herkes tek bir deneme yapıyor, geri bildirim yok, tuşa basma gecikmesi cihazdan cihaza değişiyor ve ortam kontrol edilmiyor. Bu yüzden kalabalıkta ölçtüğümüz dağılım hem kişiler arası farkları hem de tek denemenin gürültüsünü içeriyor; laboratuvardaki kişi içi CV ile doğrudan aynı şey değil.

Saydın mı sorusunun cevabı da beyana dayanıyor; kimi 'biraz saydım' diyebilir, kimi saydığının farkında olmayabilir. Yine de iki grup arasında belirgin bir fark çıkarsa, bu literatürde defalarca gösterilen 'saymak dağılımı daraltır' bulgusunun internet ölçeğinde bir tekrarı olur.

Sık sorulanlar

Saymadan 10 saniyeyi tahmin ederken ne kadar sapmak normal?

Laboratuvar çalışmalarında saymadan yapılan süre üretimlerinde değişim katsayısı tipik olarak 0,10–0,16 bulunmuştur (Wearden, 1991). Bu, 10 saniye için kabaca 1–1,6 saniyelik bir standart sapma demektir; tek denemede ve geri bildirimsiz bu sapma daha büyük olabilir.

Kafadan saymak hile mi?

Hile değil, ama farklı bir beceriyi ölçer: sayan kişi süreyi kısa, düzenli aralıklara böler ve bu da dağılımı belirgin biçimde küçültür. Bu yüzden sonuçlarda sayanlarla saymayanları ayrı gösteriyoruz.

Vierordt yasası nedir?

Karl Vierordt'un 1868'de tarif ettiği, kısa sürelerin olduğundan uzun, uzun sürelerin olduğundan kısa tahmin edildiği eğilimdir. Güncel çalışmalar bu etkinin büyük ölçüde farklı sürelerin karışık sırayla sunulduğu deney düzeninden kaynaklandığını öne sürüyor.

Beynimizde gerçekten bir saat var mı?

Tek bir 'saat organı' bulunmadı. 'İç saat' daha çok, zaman tahminlerinin davranışını açıklamak için kullanılan bir modeldir: düzenli atımlar üreten bir kaynak ve bu atımları sayan bir biriktirici gibi düşünülür.

Tartışma 0 yorum

Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol. 20 saniye sürer.
GirişGönüllü ol
Henüz yorum yok. İlk yazan sen ol.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.