Açık Sosyal algı Ross, Greene ve House, 1977

Kaç kişi senin gibi?

Çay mı kahve mi, deniz mi dağ mı? Altı tercih ve tek soru: seninle aynı düşünenler sandığın kadar çok mu? Yanlış uzlaşma etkisini kendinde dene.

2 dksürer 0katılım Anonimkayıt gerekmez
%70sanılan%48gerçek
EXP. 029

Altı gündelik tercih yap, sonra tahmin et: buraya gelenlerin yüzde kaçı seninle aynı seçimi yaptı?

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Tekrar oyna, yüksel

Sıralama.

  1. Henüz kimse sıralamaya girmedi. İlk sen ol.
Sıralamada yalnızca gönüllüler görünür. Anonim oynayışların, gönüllü olunca hesabına bağlanır.Gönüllü ol okuma hatası · her kişinin en iyi oynayışı sayılır
Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

Kendi tercihlerimizi ve davranışlarımızı, olduğundan daha yaygın sanma eğilimindeyiz.

Ne ölçüyoruz

Her soruda önce iki seçenekten birini seçiyorsun, sonra 0–100 arası bir kaydırıcıyla katılımcıların yüzde kaçının seninle aynı seçeneği seçtiğini tahmin ediyorsun. İki ölçüye bakıyoruz. Bireysel ölçü: kendi seçeneğin için verdiğin tahmin eksi sitedeki gerçek oran (artı değer yanlış uzlaşma yönünde). Grup ölçüsü, Ross ve arkadaşlarının klasik testi: A'yı seçenlerin A için verdiği ortalama tahmin, B'yi seçenlerin A için verdiği tahminden yüksek mi? Sıralama ortalama mutlak tahmin hatasına göre yapılır.

Araştırmalar ne diyor

Ross, Greene ve House (1977) öğrencilere “Eat at Joe's” yazılı bir reklam tabelasını taşıyıp kampüste dolaşmayı kabul edip etmeyeceklerini sordu: kabul edenler diğer öğrencilerin yüzde 62'sinin de kabul edeceğini, reddedenler ise yüzde 67'sinin reddedeceğini tahmin etti. Mullen ve arkadaşlarının (1985) 115 hipotez testini birleştiren meta-analizi etkinin istatistiksel olarak güvenilir ve tutarlı yönde olduğunu gösterdi. Dawes (1989), kendi seçimini başkaları hakkında bir veri olarak kullanmanın kendi başına mantıksız olmadığını savundu; Krueger ve Clement (1994) ise bu ölçütü hesaba katan yöntemlerle de insanların kendi yanıtlarına gereğinden fazla ağırlık verdiğini buldu. Engelmann ve Strobel (2000), katılımcılara temsilî bilgi ve doğru tahmin için para ödülü verildiğinde etkinin kaybolduğunu bildirdi.

Neden böyle

Marks ve Miller'ın (1987) derlemesi birkaç açıklama grubunu tartışır: Benzer insanlarla daha çok vakit geçirdiğimiz için onlar aklımıza daha kolay gelir; kendi tercihimiz dikkatimizin odağındadır; seçimimizi durumun gereği olarak gördüğümüz için başkalarının da aynı durumda aynısını yapacağını düşünürüz; ve çoğunlukta olmak bize iyi gelir. Yazarlara göre etkiyi tek bir mekanizma açıklamaya yetmez. Dawes'ın uyarısı da önemlidir: başka bilgin yoksa kendi seçimini bir ipucu olarak kullanmak akılcıdır; sorun, bu ipucuna gereğinden fazla güvenmektir.

Sınırlılık

“Gerçek oran” Türkiye'nin değil, bu siteye gelen katılımcıların oranıdır ve bu örneklem kendiliğinden gelen, internet kullanan, muhtemelen genç ağırlıklı bir gruptur. İlk katılımcılarda oranlar küçük örnekleme dayandığı için oynaktır. Sorular ciddi olmayan, gündelik tercihlerdir; daha önemli tutum ve davranışlarda etkinin büyüklüğü farklı olabilir.

%62Tabelayı kabul edenlerin tahmini: kabul edecek öğrenci oranıRoss, Greene ve House, 1977
%67Reddedenlerin tahmini: reddedecek öğrenci oranıRoss, Greene ve House, 1977
115Meta-analizde birleştirilen hipotez testi sayısıMullen ve ark., 1985
etki kaybolduTemsilî bilgi ve para ödülü verildiğinde (Engelmann ve Strobel)Engelmann ve Strobel, 2000
  1. Ross, L., Greene, D., & House, P. (1977). The “false consensus effect”: An egocentric bias in social perception and attribution processes. Journal of Experimental Social Psychology, 13(3), 279–301. Kaynağa git ↗
  2. Mullen, B., Atkins, J. L., Champion, D. S., Edwards, C., Hardy, D., Story, J. E., & Vanderklok, M. (1985). The false consensus effect: A meta-analysis of 115 hypothesis tests. Journal of Experimental Social Psychology, 21(3), 262–283. Kaynağa git ↗
  3. Marks, G., & Miller, N. (1987). Ten years of research on the false-consensus effect: An empirical and theoretical review. Psychological Bulletin, 102(1), 72–90. Kaynağa git ↗
  4. Dawes, R. M. (1989). Statistical criteria for establishing a truly false consensus effect. Journal of Experimental Social Psychology, 25(1), 1–17. Kaynağa git ↗
  5. Krueger, J., & Clement, R. W. (1994). The truly false consensus effect: An ineradicable and egocentric bias in social perception. Journal of Personality and Social Psychology, 67(4), 596–610. Kaynağa git ↗
  6. Engelmann, D., & Strobel, M. (2000). The false consensus effect disappears if representative information and monetary incentives are given. Experimental Economics, 3(3), 241–260. Kaynağa git ↗

Sandviç tabelası deneyi

1977'de Stanford Üniversitesi'nden Lee Ross, David Greene ve Pamela House öğrencilere tuhaf bir ricada bulundu: üzerinde “Eat at Joe's” (Joe'nun lokantasında ye) yazan büyük bir reklam tabelasını önüne ve arkasına asıp kampüste dolaşır mıydınız? Bazı öğrenciler kabul etti, bazıları reddetti. Ardından her birine, diğer öğrencilerin yüzde kaçının bu ricayı kabul edeceğini tahmin etmeleri soruldu.

Sonuç, araştırmacıların “yanlış uzlaşma etkisi” adını verdiği olgunun simgesi oldu. Tabelayı taşımayı kabul edenler, diğer öğrencilerin yüzde 62'sinin de kabul edeceğini düşündü. Reddedenler ise yüzde 67'sinin reddedeceğini tahmin etti. İki grup aynı kampüs hakkında birbirine zıt tahminler yapıyordu ve her biri kendi tercihini çoğunluğun tercihi sanıyordu.

Etki ne kadar sağlam?

Ross ve arkadaşlarının makalesi yalnızca tabela deneyinden ibaret değildi: kısa senaryolarda ve anketlerde de, belirli bir seçeneği seçenlerin “insanların çoğu” hakkında kendi seçimlerine yakın tahminler yaptığını gösterdiler. Sonraki on yılda konu hızla çoğaldı. Brian Mullen ve arkadaşları 1985'te 115 hipotez testini bir araya getiren bir meta-analiz yayımladı ve etkinin istatistiksel olarak güvenilir ve tutarlı biçimde beklenen yönde olduğunu gösterdi.

Gary Marks ve Norman Miller'ın 1987'de Psychological Bulletin'de yayımladığı on yıllık derleme ise etkinin tutumlarda, davranışlarda ve kişisel özelliklerde görüldüğünü, ancak tek bir nedene bağlanamayacağını vurguladı. Bu deneyde sorduğumuz çay-kahve ya da film-dizi gibi tercihler, bu literatürdeki pek çok sorudan çok daha masum; ama mekanizma aynı: kendi seçimimiz, başkalarının ne seçtiğine dair tahminimizi kendine doğru çeker.

Neden kendimizi çoğunluk sanırız?

İlk açıklama kimlerle vakit geçirdiğimizle ilgilidir. Arkadaşlarımız, ailemiz ve takip ettiğimiz hesaplar bize benzeme eğilimindedir; çay sevenlerin çevresi de çoğunlukla çay sevenlerden oluşabilir. Biri “insanlar ne seçer?” diye sorduğunda aklımıza ilk gelenler bu yakın çevredir. İkinci açıklama dikkatle ilgilidir: kendi tercihimiz zihnimizde canlı ve belirgindir, diğer seçenek ise soyut kalır.

Üçüncü açıklama, seçimlerimizi nasıl yorumladığımızla ilgilidir. Tabelayı reddeden biri bunu kendi utangaçlığına değil, ricanın tuhaflığına bağlayabilir; ricayı tuhaf bulduğu için de herkesin reddedeceğini düşünür. Son olarak motivasyon devreye girer: çoğunlukta olmak, seçimimizin “normal” ve doğru olduğunu hissettirir. Marks ve Miller bu açıklamaların her birinin bazı durumları iyi açıkladığını, ama hiçbirinin tek başına yetmediğini vurgular.

Gerçekten bir yanılgı mı?

1989'da karar araştırmacısı Robyn Dawes ilginç bir itiraz getirdi. Eğer başkalarının ne düşündüğü hakkında hiçbir bilgin yoksa, kendi seçimin elindeki tek veridir ve onu kullanmak tamamen akılcıdır. Rastgele seçilmiş bir kişinin çay sevdiğini öğrendiğinde çay sevenlerin oranına dair tahminini yukarı çekmen ne kadar mantıklıysa, o kişi sen olduğunda da o kadar mantıklıdır. Bu bakışla, çay sevenlerin kahve sevenlerden daha yüksek bir çay oranı tahmin etmesi tek başına bir hata sayılmaz.

Joachim Krueger ve Russell Clement 1994'te bu itirazı ciddiye alan bir yöntem geliştirdi ve insanların, Dawes'ın akılcı ölçütünün de ötesinde, kendi yanıtlarına gereğinden fazla ağırlık verdiğini gösterdi; bunu “gerçekten yanlış uzlaşma etkisi” diye adlandırdılar ve düzeltme girişimlerine karşı dirençli olduğunu bildirdiler. Öte yandan iktisatçılar Dirk Engelmann ve Martin Strobel 2000'de, katılımcılara başkalarının seçimlerine dair temsilî bilgi ve doğru tahmin için para ödülü verildiğinde etkinin ortadan kalktığını buldu. Kısacası etki gerçek, ama bilgi ve teşvik koşullarına bağlı.

Gündelik hayatta nerede karşımıza çıkar?

Yanlış uzlaşma etkisi, bir ürünü “herkes bunu ister” diye tasarlayan girişimcide, oy verdiği partinin kazanacağından emin olan seçmende, kendi espri anlayışının evrensel olduğunu sanan arkadaşta karşımıza çıkar. Sosyal medyada benzer düşünen insanlarla çevrili olmak, bu yanılgıyı beslemeye çok uygun bir ortam yaratır.

Etkinin bir de ters yüzü olabilir: bazen insanlar, aslında çoğunluk tarafından paylaşılan bir görüşü yalnızca kendilerinin taşıdığını sanır. Örneğin bir sınıfta herkes konuyu anlamadığı hâlde kimse soru sormuyorsa, her öğrenci yalnız kendisinin anlamadığını düşünebilir. Bu yüzden asıl ders “herkes benim gibi” ya da “kimse benim gibi değil” değil, başkalarının ne düşündüğünü tahmin etmek yerine ölçmenin değeri.

Bu deneyde ne göreceksin?

Altı sorunun her birinde, seçimini ve tahminini verdikten sonra siteye gelen herkesin gerçek dağılımını göreceksin. Kendi tarafın için verdiğin tahmin gerçek orandan yüksekse, yanlış uzlaşma yönünde hata yapmışsın demektir; düşükse tersine, kendini olduğundan daha azınlıkta sanmışsın.

Kalabalık düzeyinde de Ross ve arkadaşlarının klasik testini tekrarlıyoruz: çay seçenlerin çay için verdiği ortalama tahmini, kahve seçenlerin çay için verdiği ortalama tahminle karşılaştırıyoruz. Bu fark sıfırdan büyükse, sitemizin kalabalığı da 1977'deki Stanford öğrencileri gibi davranıyor demektir.

Sık sorulanlar

Yanlış uzlaşma etkisi nedir?

Kendi tercihlerimizin, görüşlerimizin ve davranışlarımızın başkaları arasında olduğundan daha yaygın olduğunu sanma eğilimidir. Ross, Greene ve House 1977'de adlandırmıştır.

Sandviç tabelası deneyinde ne bulundu?

Tabelayı taşımayı kabul eden öğrenciler, diğer öğrencilerin yüzde 62'sinin de kabul edeceğini; reddedenler ise yüzde 67'sinin reddedeceğini tahmin etti. İki grup da kendi seçimini çoğunluğun seçimi sandı.

Kendi seçimimi tahminde kullanmak yanlış mı?

Tek başına değil. Robyn Dawes'ın gösterdiği gibi, başka bilgin yoksa kendi seçimin makul bir ipucudur. Sorun, bu ipucuna gereğinden fazla ağırlık vermektir; araştırmalar insanların çoğu zaman bunu yaptığını gösteriyor.

Buradaki “gerçek oran” neyi temsil ediyor?

Bu siteye gelip aynı soruyu yanıtlayan katılımcıların oranını. Türkiye geneli için temsilî değildir; ama senin tahminin de tam olarak bu kalabalık hakkındaydı.

Bu yanılgıdan nasıl korunabilirim?

Önemli bir kararda “insanlar benim gibi düşünür” varsayımını bir hipotez olarak görüp sınamak işe yarar: farklı çevrelerden insanlara sormak, temsilî veriye bakmak ve kendi çevrenin ne kadar benzer olduğunu hatırlamak.

Tartışma 0 yorum

Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol. 20 saniye sürer.
GirişGönüllü ol
Henüz yorum yok. İlk yazan sen ol.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.