İçeriden gelen sinyaller
Açlığı, nefes darlığını, mide bulantısını ya da heyecanlanınca hızlanan kalbi fark etmemizi sağlayan duyuya iç duyum denir. Beş duyu dışarıyı, iç duyum vücudun içini algılar. Psikolojide iç duyum uzun süredir duyguların bedensel temelleriyle birlikte düşünülüyor: kalbimizin hızlandığını fark etmek, korktuğumuzu fark etmenin bir parçası olabilir.
İç duyumu ölçmek ise kolay değil. Kalp, ritmi düzenli ve sayılabilir olduğu için en çok kullanılan hedef oldu. Rainer Schandry 1981’de basit bir yöntem kullandı: katılımcılar belirli süreler boyunca, nabızlarına dokunmadan, hissettikleri kalp atışlarını saydı ve bu sayılar gerçek atış sayısıyla karşılaştırıldı. Bugün laboratuvarlarda gerçek atışlar elektrokardiyografiyle kaydediliyor.
Puan nasıl hesaplanır?
Her sayım için doğruluk 1 − |gerçek − sayılan| / gerçek ile hesaplanır. Gerçekte 40 atış varken 30 sayan biri 0,75 alır; 40 sayan 1 alır. Üç sayımın ortalaması kişinin puanıdır. Görevin yaygın bir sürümünde süreler 25, 35 ve 45 saniyedir; sürelerin uzunluğu çoğu zaman katılımcıya söylenmez.
Zamariola ve arkadaşlarının 572 kişilik ölçümünde (2018) ortalama doğruluk 25, 35 ve 45 saniyelik sayımlarda sırasıyla 0,65, 0,65 ve 0,61’di. Pek çok çalışmada 0,85 ve üstü “kalbini hisseden” diye anılır. Bu deneyde ise gerçek atış sayısını bilmiyoruz; onun yerine nabzını parmağınla saymanı ya da cihazının gösterdiği değeri yazmanı istiyoruz.
Doğruluk, kanaat, farkındalık
Garfinkel ve arkadaşları (2015) iç duyumun tek bir şey olmadığını gösterdi. Bir yanda görevdeki doğruluk, yani atışları ne kadar isabetli saydığın var. Bir yanda kişinin kendini nasıl değerlendirdiği, yani “ben kalbimi iyi hissederim” deme eğilimi var. Bir de bu ikisinin örtüşmesi: puanı yüksek olanların gerçekten daha emin olup olmadığı.
80 kişilik normatif bir örneklemde bu üç boyut birbirinden ayrışıyordu; aralarında anlamlı bir örtüşme yalnızca en doğru sayan alt grupta ortaya çıktı. Bu deneyin sonunda atışlarını ne kadar hissedebildiğini sormamızın nedeni bu: kalabalıkta emin olanlarla olmayanların puanlarını karşılaştırabiliyoruz.
Ünlü bir görevin sorunları
Son on yılda kalp atışı sayma görevi ciddi eleştiriler aldı. Zamariola ve arkadaşları (2018), 572 kişilik bir örneklemde katılımcıların %95’ten fazlasının atışlarını eksik saydığını ve sayılan ile gerçek atış sayıları arasındaki korelasyonun yalnızca r = 0,16 olduğunu buldu. Kalbi yavaş atanların daha yüksek puan aldığını (r = −0,36) ve puanın sayım süresine göre değiştiğini de gösterdiler.
Desmedt ve arkadaşları (2018), katılımcılara yalnızca gerçekten hissettikleri atışları saymaları vurgulanınca puanların yaklaşık yarıya düştüğünü bildirdi; asıl görevde katılımcılar üç ayrı yol izlediğini söylüyordu: atışları belirli bir yerde hissetmek, bedende yaygın biçimde hissetmek ve kalp hızını tahmin etmek. Ring ve Brener daha önce (1996) sayılan hızın gerçek nabızdan çok kişinin nabzı hakkındaki inancına yakın olduğunu, 2018’de ise sayma puanının, atışın zamanını algılamayı ölçen başka bir görevle ilişkisiz olduğunu göstermişti.
İnanç mı, his mi?
Ring ve arkadaşları (2015) zarif bir deney yaptı: katılımcılara kalp atışları hakkında ya her atışla eşzamanlı ya da gecikmeli geri bildirim verdiler. Eşzamanlı geri bildirim kalbi hissetmeyi öğretebilirdi; gecikmeli olan ise yalnızca kalp hızı hakkında bilgi veriyordu. İki tür geri bildirim de sayımı aynı ölçüde iyileştirdi.
Araştırmacıların vardığı sonuç, iyileşmenin kalbi daha iyi hissetmekten değil, kalp hızı hakkındaki bilginin güncellenmesinden geldiğiydi. Bu, sayma görevinin bir bölümünün aslında iyi tahminden oluştuğunu düşündürüyor. Yine de görev hâlâ çok kullanılıyor; sonuçlarını bu çekincelerle okumak gerekiyor.
Bu deneyde ne yapıyoruz?
Üç sayım yapıyorsun: 25, 35 ve 45 saniye, karışık sırayla ve sürelerini bilmeden. Başlangıç ve bitiş yumuşak bir sesle bildiriliyor, ses kapalıysa ekran kırmızılaşıyor; gözlerini kapatabilirsin. Talimatta Desmedt ve arkadaşlarının uyarısını izliyor, yalnızca gerçekten hissettiğin atışları saymanı istiyoruz.
Sonra nabzını parmağınla 30 saniye sayıyorsun. Beklenen atış sayısını bu sayımdan hesaplıyoruz; yani hem karşılaştırdığımız sayı hem de senin sayımın bildirime dayanıyor. Bu yüzden sonuç ekranında puanının yanında bu sınırlılıkları ve görevin bilinen sorunlarını da anlatıyoruz.