Açık Grup oyunu Schelling, 1960

Buluşma noktası.

Önce sadece hoşuna gideni seç, sonra aynı sorularda herkesle aynı cevabı vermeye çalış. Konuşmayan bir kalabalık ne kadar iyi buluşur?

3 dksürer 0katılım Anonimkayıt gerekmez
EXP. 032

Konuşmadan ve birbirinizi görmeden, odadaki herkesle aynı cevapta buluşabilir misin?

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Yayıncılar, sınıflar, gruplar

Kendi odanı aç.

Odayı kurunca bir link alırsın. Linki yayınında, sınıfında ya da grubunda paylaş; belirlediğin kişi sayısına ulaşınca deney herkeste aynı anda başlar. Oda sahibi istersen sayı dolmadan da başlatabilir.

Herkese açık oda 10 kişide başlar.

3 ile 200 kişi arası. Katılanlar anonim kalır; odada yalnızca takma adlar görünür. Bekleyen oda 6 saat içinde dolmazsa kapanır.
Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

Sadece seçmek serbestken dağılan cevaplar, 'herkesle aynı cevabı ver' denince birkaç belirgin seçenekte toplanır.

Ne ölçüyoruz

Aynı üç soruyu iki farklı amaçla soruyoruz. SEÇ modunda yalnızca kendi tercihini, EŞLEŞ modunda ise başkalarının da seçeceğini tahmin ettiğin cevabı veriyorsun. Her soru için en popüler cevabın payını ve iki rastgele oyuncunun aynı cevabı verme olasılığını (koordinasyon oranı) iki modda karşılaştırıyoruz. İki mod arasındaki fark, insanların başkalarını hesaba kattıklarında hangi seçeneklerin 'öne çıktığını', yani odak noktalarını gösterir.

Araştırmalar ne diyor

Thomas Schelling 1960'ta yayımlanan The Strategy of Conflict kitabında küçük ve gayriresmî bir anket bildirdi: 'yazı mı tura mı' sorusunda eşleşmeye çalışan 42 kişiden 36'sı turayı (İngilizcede 'heads') seçti; New York'ta yeri ve saati belirlenmemiş bir buluşmada katılımcıların mutlak çoğunluğu Grand Central istasyonunu, neredeyse hepsi öğlen 12'yi seçti. Mehta, Starmer ve Sugden (1994) aynı soruları yaklaşık 90'ar kişilik iki ayrı gruba sordu: biri yalnızca seçti, diğeri eşleşirse para kazanacaktı. 'Bir çiçek yaz' sorusunda gül, seçen grupta yüzde 35,2, eşleşmeye çalışan grupta yüzde 66,7 oldu; 'bir pozitif sayı yaz' sorusunda seçen grubun en sık cevabı 7 (yüzde 11,4) iken eşleşmeye çalışanların en sık cevabı 1'di (yüzde 40,0). Bardsley, Mehta, Starmer ve Sugden (2010) bu buluşmanın nasıl gerçekleştiğini sınayan iki deneyden birinde 'takım akıl yürütmesi' açıklamasına, diğerinde 'bilişsel hiyerarşi' açıklamasına destek buldu.

Neden böyle

Schelling'e göre koordinasyon, oyunun matematiğinde değil, seçeneklerin etiketlerinde ve paylaşılan kültürde saklıdır: en küçük sayı, en bilinen meydan, günün tam ortası gibi seçenekler 'herkesin aklına gelir' diye öne çıkar. Bunun iki açıklaması var. Bilişsel hiyerarşi görüşüne göre insanlar, başkalarının kendiliğinden neyi seçmeye eğilimli olduğunu tahmin edip ona uyar. Takım akıl yürütmesi görüşüne göre ise insanlar 'ikimiz için en iyi ortak kural ne?' diye düşünür ve tek başına göze batan seçeneği seçer. Bardsley ve arkadaşlarının bulguları, hangisinin baskın olduğunun bağlama göre değiştiğini düşündürüyor.

Sınırlılık

Puan hayalî; Mehta ve arkadaşlarının deneyinde eşleşenler gerçek para kazanıyordu. Onların sorularında cevap serbestti, bizimkilerde 7 hazır seçenek var; bu, koordinasyonu kolaylaştırır ve oranları doğrudan karşılaştırılamaz kılar. Aynı kişiler önce SEÇ, sonra EŞLEŞ modunu oynuyor, yani birinci mod ikincisini etkileyebilir; orijinal deneyde iki mod farklı gruplara verilmişti. Seçeneklerin ekrandaki sırası her oyuncuda karıştırılıyor, ama cihaz ve ekran farkları yine de dikkati etkileyebilir. Katılımcılar kendiliğinden gelen internet kullanıcıları ve İstanbul'u herkes aynı ölçüde tanımıyor.

42 kişiden 36'sıSchelling'in anketi: 'yazı mı tura mı' sorusunda turayı seçenSchelling, 1960
%35,2 / %66,7'Bir çiçek yaz': gül (seçen / eşleşmeye çalışan)Mehta, Starmer & Sugden, 1994
7 (%11,4) / 1 (%40,0)'Bir pozitif sayı yaz': en sık cevap (seçen / eşleşmeye çalışan)Mehta, Starmer & Sugden, 1994
büyük ölçüde kayboluyorGetiriler hafifçe asimetrik olunca etiketlerin etkisiCrawford, Gneezy & Rottenstreich, 2008
  1. Schelling, T. C. (1960). The strategy of conflict. Harvard University Press. Kaynağa git ↗
  2. Mehta, J., Starmer, C., & Sugden, R. (1994). The nature of salience: An experimental investigation of pure coordination games. American Economic Review, 84(3), 658–673. Kaynağa git ↗
  3. Bardsley, N., Mehta, J., Starmer, C., & Sugden, R. (2010). Explaining focal points: Cognitive hierarchy theory versus team reasoning. The Economic Journal, 120(543), 40–79. Kaynağa git ↗
  4. Crawford, V. P., Gneezy, U., & Rottenstreich, Y. (2008). The power of focal points is limited: Even minute payoff asymmetry may yield large coordination failures. American Economic Review, 98(4), 1443–1458. Kaynağa git ↗
  5. Arechar, A. A., Gächter, S., & Molleman, L. (2018). Conducting interactive experiments online. Experimental Economics, 21(1), 99–131. Kaynağa git ↗

Telefonun yok, yer belli değil: nerede buluşursun?

Bir arkadaşınla İstanbul'da buluşmak üzere sözleştiniz ama ne yeri ne de saati konuştunuz ve birbirinize ulaşma imkânınız yok. Nereye, saat kaçta gidersin? İlk bakışta bu sorunun cevabı yok gibi görünür; şehirde binlerce yer, günde yüzlerce dakika var. Oysa insanlar bu tür sorularda şaşırtıcı ölçüde aynı cevaplara yönelir. Ekonomist Thomas Schelling bu gözlemi 1960'ta yayımladığı The Strategy of Conflict kitabının merkezine koydu.

Schelling öğrencilerine ve tanıdıklarına gayriresmî bir anket uyguladı. 'Yazı mı tura mı' diye sorup aynı cevabı verirlerse kazanacaklarını söylediğinde 42 kişiden 36'sı turayı seçti. New York'ta yeri ve saati belirsiz bir buluşmada mutlak çoğunluk Grand Central istasyonunu, neredeyse herkes öğlen 12'yi söyledi. Schelling, herkesin başkalarının da seçeceğini düşündüğü için seçtiği bu cevaplara 'odak noktası' adını verdi; bugün bunlara onun adıyla Schelling noktası da deniyor. Schelling'e göre böyle bir ortak anahtarı bulmak mantıktan çok hayal gücüne, benzetmelere, geçmiş örneklere ve tarafların birbiri hakkında ne bildiğine dayanabilir. Bu yüzden odak noktaları evrensel değildir; bir toplulukta apaçık olan cevap, başka bir toplulukta kimsenin aklına gelmeyebilir.

Seçmek ile eşleşmek aynı şey değil

Bir soruya kendi zevkine göre cevap vermek ile başkalarıyla aynı cevabı vermeye çalışmak çok farklı düşünce süreçleridir. Judith Mehta, Chris Starmer ve Robert Sugden 1994'te bunu ayrı ayrı ölçtü. Bir gruba 'bir çiçek yaz', 'bir yıl yaz', 'bir pozitif sayı yaz' gibi sorular yalnızca seçmeleri için soruldu; başka bir gruba ise aynı sorular, rastgele eşleştirildikleri kişiyle aynı cevabı verirlerse para kazanacakları söylenerek soruldu. İki grup da yaklaşık 90'ar kişiydi.

Fark çarpıcıydı. Gül, yalnızca seçen grupta cevapların yüzde 35,2'siydi; eşleşmeye çalışan grupta yüzde 66,7'ye çıktı. 25 Aralık seçen grupta yüzde 5,7 iken eşleşmeye çalışan grupta yüzde 44,4 oldu. Sayı sorusunda seçen grubun en sık cevabı 7'ydi ama yalnızca yüzde 11,4'tü; eşleşmeye çalışanların yüzde 40,0'ı 1'i yazdı. Yani insanlar eşleşmeye çalışırken kendi favorilerini değil, 'herkesin aklına ilk gelecek' cevabı arıyor. Bizim SEÇ ve EŞLEŞ modlarımız bu tasarımın canlı bir uyarlaması. Yıl sorusunda da benzer bir sıçrama görüldü: seçen grubun en sık cevabı 1971'di ve cevapların yalnızca yüzde 8,0'iydi; eşleşmeye çalışanların ise yüzde 61,1'i 1990'ı yazdı.

Odak noktası nereden gelir?

Bir seçeneği odak noktası yapan şey çoğu zaman tekliğidir: listedeki en küçük sayı, tek yuvarlak saat, herkesin bildiği tek meydan. Kültür de büyük rol oynar; bir şehrin herkesçe bilinen buluşma yerleri, o şehri tanıyanlar için doğal birer odak noktasıdır. Bizim İstanbul sorumuzda Taksim Meydanı, Kadıköy İskelesi ya da Beşiktaş'taki Kartal Heykeli gibi seçeneklerin hangisinin öne çıkacağını önceden bilmiyoruz; bunu oda oda göreceğiz.

Peki insanlar bu ortak noktaya nasıl varıyor? Nicholas Bardsley ve arkadaşları 2010'da iki açıklamayı karşılaştırdı. Bilişsel hiyerarşi görüşüne göre insanlar, başkalarının kendiliğinden neyi seçmeye eğilimli olduğunu tahmin edip ona uyar. Takım akıl yürütmesi görüşüne göre ise insanlar kendilerini bir ekibin parçası gibi görür ve 'ikimiz için en iyi ortak kural ne?' diye sorar. Araştırmacıların iki deneyinden biri takım akıl yürütmesini, diğeri bilişsel hiyerarşiyi destekledi; ek anket verileri de insanların akıl yürütmesinin karar bağlamına göre değiştiğini düşündürdü.

Odak noktalarının sınırı

Odak noktaları her derde deva değil. Vincent Crawford, Uri Gneezy ve Yuval Rottenstreich 2008'de, seçeneklerin getirileri eşitken belirgin etiketlerin sık koordinasyon sağladığını, ama getiriler çok küçük bir farkla bile asimetrik hâle geldiğinde etiketlerin etkisinin büyük ölçüde kaybolduğunu ve koordinasyon başarısızlıklarının arttığını gösterdi. Yani herkes için aynı değerdeki seçenekler arasında buluşmak kolay; birinin biraz daha fazla kazandığı durumlarda ise ortak nokta bulmak çok zorlaşabiliyor. Bu bulgu önemli, çünkü gerçek pazarlıklarda ve anlaşmazlıklarda tarafların çıkarları neredeyse hiçbir zaman tam olarak simetrik değildir.

Gündelik hayatta odak noktalarını sık kullanırız: saat başında buluşmak, pazarlıkta yuvarlak sayılarda anlaşmak, kalabalıkta kaybolan çocuğa 'en son gördüğün yerde bekle' demek. Bu oyunda bütün seçenekler eşit değerde; sadece etiketler farklı. Bu yüzden Schelling'in bahsettiği saf koordinasyon durumunu oldukça temiz biçimde yakalıyor.

Canlı oda laboratuvardan neden farklı?

Laboratuvar deneylerinde katılımcılar genellikle anonim ve rastgele seçilmiş bir eşle eşleşir. Bizim odamızda ise aynı anda oynayan belirli bir kalabalıkla eşleşmeye çalışıyorsun ve puanın, odadaki herkesin içinde seninle aynı cevabı verenlerin oranı. Bu, soruyu 'insanlar genelde ne der?' sorusundan 'bu odadakiler ne der?' sorusuna çeviriyor. Arechar, Gächter ve Molleman'ın (2018) karşılaştırması, etkileşimli deneylerin internette yapıldığında laboratuvardaki temel örüntüleri büyük ölçüde koruduğunu, en önemli sorunun ise yarıda ayrılan katılımcılar olduğunu gösteriyor.

Bir yayıncının odasında oynuyorsan kalabalığın ortak bir kültürü var: yayının iç şakaları, sık tekrarlanan bir sayı ya da yayıncının yaşadığı semt bir anda odak noktasına dönüşebilir. Bu, Schelling'in 'paylaşılan bağlam' fikrinin canlı bir örneği olur. Öte yandan sohbetten cevabı söylemek oyunu tamamen bozar: koordinasyon artık sessiz bir tahmin değil, açık bir anlaşma olur. Bu yüzden yayın odalarının sonuçlarını sessiz odalardan ayrı gösteriyoruz. Yine de yayın odaları değerli bir karşılaştırma sunuyor: aynı yayıncıyı izleyen, ortak bir geçmişi olan bir kalabalığın, birbirini hiç tanımayan rastgele bir kalabalıktan daha iyi buluşup buluşmadığını görebiliriz.

Sonucunu nasıl okumalı?

Oyun sonunda her soru için iki dağılım görüyorsun: SEÇ modunda odanın neyi sevdiği, EŞLEŞ modunda odanın nerede buluştuğu. İki mod arasında en popüler cevabın payı ne kadar artıyorsa oda o kadar güçlü bir odak noktası bulmuş demektir. Senin EŞLEŞ puanın, her soruda seninle aynı cevabı verenlerin oranının ortalaması; hiç kimseyle eşleşmediğin bir soru sıfır puan getirir.

Sonuçları yorumlarken dikkatli olmak gerekiyor. Seçeneklerin sayısı sınırlı ve hepsini biz seçtik; serbest cevaplı sorularda dağılım çok daha geniş olurdu. Ayrıca aynı kişilerin önce SEÇ, sonra EŞLEŞ oynaması, ikinci modu etkileyebilir: kendi favorini az önce seçmiş olmak, onu daha 'belirgin' gösterebilir. Yine de pek çok odanın verisi birleştiğinde, Türkiye'den oynayan bir kalabalık için hangi sayının, hangi yerin ve hangi saatin doğal buluşma noktası olduğunu görebileceğiz.

Sık sorulanlar

Schelling noktası (odak noktası) nedir?

İletişim kuramayan insanların, başkalarının da seçeceğini düşündükleri için yöneldikleri belirgin cevaptır. Kavramı Thomas Schelling 1960'ta The Strategy of Conflict kitabında tanıttı.

SEÇ ve EŞLEŞ modları neden ayrı?

Çünkü insanlar kendi zevklerine göre seçerken ve başkalarıyla eşleşmeye çalışırken farklı cevaplar verir. Mehta, Starmer ve Sugden (1994) 'bir pozitif sayı yaz' sorusunda seçen grubun en sık cevabının 7, eşleşmeye çalışanların en sık cevabının 1 olduğunu buldu.

EŞLEŞ modunda puan nasıl hesaplanıyor?

Her soruda, odadaki diğer oyuncular içinde seninle aynı cevabı verenlerin oranı senin puanın olur. Üç sorunun ortalaması toplam puanını verir.

Doğru cevap var mı?

Hayır. Bütün seçenekler eşit değerde; tek amaç başkalarıyla aynı yerde buluşmak. 'Doğru' cevap, o odadaki çoğunluğun yöneldiği cevaptır ve odadan odaya değişebilir.

Seçenekler neden her oyuncuda farklı sırada?

Listede ilk sırada olmak da bir seçeneği belirgin yapabilir. Sırayı karıştırarak koordinasyonun ekrandaki konuma değil, seçeneklerin kendisine dayanmasını sağlıyoruz.

Tartışma 0 yorum

Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol. 20 saniye sürer.
GirişGönüllü ol
Henüz yorum yok. İlk yazan sen ol.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.