Bir şans çarkı ve Afrika ülkeleri
Amos Tversky ve Daniel Kahneman'ın psikolojinin klasikleri arasına giren bir deneyinde, katılımcıların önünde 0'dan 100'e kadar sayılar olan bir şans çarkı çevrildi. Çark ya 10'da ya da 65'te duruyordu; Kahneman sonradan çarkın yalnızca bu iki sayıda duracak biçimde ayarlandığını anlatacaktı. Katılımcılara önce Birleşmiş Milletler'deki ülkelerin yüzde kaçının Afrika'da olduğunun bu sayıdan fazla mı az mı olduğu, sonra da tahminleri soruldu.
Çarkın soruyla hiçbir ilgisi olmadığı açıktı. Yine de 1974'te Science dergisinde yayımlanan makaleye göre 10'u görenlerin ortanca tahmini yüzde 25, 65'i görenlerinki yüzde 45 oldu. Doğru tahmine para ödülü vermek de etkiyi azaltmadı. Bugün BM'nin 193 üyesinin 54'ü Afrika grubunda yer alıyor; yani doğru cevap yaklaşık yüzde 28. Deneyimizin ilk sorusu bu klasik sorunun ta kendisi.
Çapalama nedir?
Çapalama etkisi, bir tahmin yapmadan önce karşılaştığımız bir sayının, ilgisiz olsa bile tahminimizi kendine doğru çekmesidir. Tversky ve Kahneman aynı makalede çark gerektirmeyen bir örnek de verdi: lise öğrencilerinden 8×7×6×5×4×3×2×1 çarpımını beş saniyede tahmin etmeleri istendiğinde ortanca tahmin 2.250, aynı çarpımı 1×2×3×4×5×6×7×8 sırasıyla görenlerde ise 512 oldu. Doğru cevap 40.320. İlk birkaç çarpım bir başlangıç noktası oluşturuyor, tahminler de o noktanın yakınında kalıyordu.
Karen Jacowitz ve Kahneman 1995'te etkiyi ölçmek için standart bir yöntem önerdi. Önce çapa görmeyen bir kalibrasyon grubundan tahmin alınıyor, sonra çapalar bu tahminlerin 15. ve 85. yüzdeliklerine yerleştiriliyor. Çapalama indeksi, iki grubun ortanca tahminleri arasındaki farkın iki çapa arasındaki farka oranıdır. Onların çalışmasında ortalama indeks yaklaşık 0,49'du: insanlar, kabaca, iki çapa arasındaki mesafenin yarısı kadar çapaya doğru kaymıştı. Bizim deneyimizde de her soru için bu indeksi hesaplıyoruz.
Neden işe yarıyor?
İlk açıklama “çapalama ve ayarlama”dır: bir sayıdan başlarız ve “Bu çok yüksek, biraz aşağı” diye düzeltiriz, ama makul görünen bölgenin sınırına gelince dururuz. Başlangıç noktası yüksekse aralığın üst ucunda, düşükse alt ucunda kalırız. Bu açıklama özellikle kişinin çapayı kendi ürettiği durumlarda güçlüdür.
Fritz Strack ve Thomas Mussweiler 1997'de başka bir mekanizma önerdi: seçici erişilebilirlik. “Gandhi 140 yaşından önce mi öldü?” sorusunu düşünürken zihnimiz Gandhi'nin çok yaşlı olduğuna dair bilgileri tarar; bu bilgiler sonra tahmin yaparken daha kolay akla gelir. Çalışmalarının üçüncüsünde 140 ve 9 gibi akla yatkın olmayan çapalar, 79 ve 64 gibi akla yatkın olanlar kadar etkiliydi. Deneyimizin dördüncü sorusu bu yüzden Gandhi; ama bizim çapalarımız uç değil, gerçek cevabın belirgin biçimde altında ve üstünde.
Uzmanlar da çapaya takılır mı?
Çapalamanın yalnızca genel kültür sorularında görülen bir tuhaflık olmadığını gösteren en çarpıcı çalışmalardan biri Birte Englich, Thomas Mussweiler ve Fritz Strack'tan geldi. 2006'da yayımlanan dört deneyde deneyimli hukukçular bir dava dosyasını inceleyip ceza önerdi. Savcının ceza talebi rastgele belirlendiğini açıkça bildikleri, hatta talebi kendilerinin attığı zarlarla belirlediği durumlarda bile, verdikleri cezalar bu sayıya doğru kaydı.
Adrian Furnham ve Hua Chu Boo'nun 2011'deki derlemesi çapalamayı en sağlam bilişsel kestirmelerden biri olarak tanımlar, etkinin görüldüğü çok sayıda alan ve görevi belgeler; ruh hâlinin, kişilik ve yetenek gibi bireysel farklılıkların, motivasyonun ve bilginin etkiyi nasıl değiştirdiğini de tartışır. Gündelik hayatta bir ürünün “eski fiyatı”, bir pazarlıkta ilk söylenen rakam ya da bir maaş görüşmesinde ilk teklif, hepsi bu gücü taşır.
Replikasyon krizinden sağ çıkan bir etki
Psikolojide pek çok ünlü bulgunun tekrarlanamadığı son on beş yılda çapalama, sağlam kalan etkilerden biri oldu. 2014'te Richard Klein ve onlarca araştırmacının birlikte yürüttüğü Many Labs projesinde 13 klasik etki 36 örneklemde, toplam 6.344 kişiyle yeniden sınandı. Örneklemlerden biri Koç Üniversitesi'nden 113 kişilik bir İstanbul örneklemiydi ve materyaller her ülkenin diline çevrildi.
Çapalama, ABD'deki bebek doğum sayısı, Everest'in yüksekliği, Chicago'nun nüfusu ve New York ile San Francisco arasındaki mesafe sorularıyla sınandı ve projenin en büyük etkileri arasında yer aldı. Bununla birlikte projedeki uygulama orijinalden farklıydı: katılımcılara çapa bir karşılaştırma sorusu olarak değil, bir bilgi olarak verildi. Bu da bize etkinin büyüklüğünün yönteme göre değiştiğini hatırlatıyor.
Çapadan korunmak mümkün mü?
Kesin bir reçete yok. Tversky ve Kahneman'ın deneyinde doğru tahmine ödül vermek işe yaramadı; Englich ve arkadaşlarının çalışmasında çapanın rastgele olduğunu bilmek de hukukçuları korumadı. Yine de bazı adımlar yardımcı olabilir: tahmin yapmadan önce kendi aralığını belirlemek ya da çapanın ters yönündeki gerekçeleri bilinçli olarak düşünmek gibi.
Bu deneyin sonunda kendi tahminlerinin hangi çapayı gördüğünü ve aynı soruda öteki çapayı görenlerin ortancasını yan yana göreceksin. Kendi tahminin çapanın etkisinde kalmış olabilir de olmayabilir de; bunu tek bir kişi için bilmek mümkün değil. Ama yüzlerce kişinin tahmini bir araya geldiğinde, çarkın bıraktığı iz genellikle açıkça görünür.