Hiç bitmeyen bir merdiven
1964'te psikolog Roger Shepard, bilgisayarla ilginç bir ses kurdu. Her ses, aralarında tam birer oktav bulunan birçok saf tondan oluşuyordu: bir Do için bütün oktavlardaki Do'lar aynı anda çalıyordu. Bu bileşenlerin şiddeti sabit, çan biçimli bir eğriyle ayarlanmıştı; ortadakiler güçlü, en alttakiler ve en üsttekiler duyulmayacak kadar zayıftı.
Shepard bu sesleri yarım ton adımlarla art arda çaldığında dinleyiciler durmadan yükselen bir dizi duydu. Oysa 12 adımdan sonra ses başladığı yerin tıpatıp aynısıydı. Dizi tekrar tekrar çalınınca merdiven sonsuza kadar yukarı çıkıyormuş gibi geliyordu. Birkaç yıl sonra Jean-Claude Risset (1969) aynı ilkeyi basamaksız, kesintisiz kayan bir sese uyguladı. Bu deneyin 2. eli Shepard'ın merdiveninin bir kopyası.
Notanın adı ve oktavı: iki ayrı yükseklik
Müzikte bir notanın iki ayrı özelliği vardır. Biri adı: Do, Re, Mi... Buna perde sınıfı denir ve 12 sınıf bir saat kadranı gibi bir çember oluşturur; Si'den sonra yine Do gelir. Öbürü yüksekliği: aynı Do kalın bir erkek sesinde de, bir kemanın tiz telinde de çalınabilir. Günlük seslerde bu ikisi birlikte değişir ve biz yalnızca 'daha ince' ya da 'daha kalın' bir ses duyarız.
Shepard'ın tonları bu ikisini birbirinden koparır. Bileşenler hep aynı zarfın altında kaldığı için ses kalınlaşıp incelmez; yalnızca adı değişir. Adım adım ilerlerken kulak her seferinde komşu iki ses arasındaki kısa yolu seçer: Do'dan Do♯'ye bir adım yukarı, Si'den Do'ya da bir adım yukarı. Si'den Do'ya geçerken bir oktav aşağı inildiğini fark edecek bir ipucu yoktur. Merdiven bu yüzden hiç bitmez.
Yarım oktavın belirsizliği
Kulak iki Shepard tonunun yönüne çember üzerindeki kısa yola bakarak karar veriyorsa ilginç bir boşluk kalır. Çemberde tam karşı karşıya duran iki nota, örneğin Do ve Fa♯, arasında iki yol da altı yarım tondur. Bu aralığa triton, yani yarım oktav denir. Saat yönünde de saat yönünün tersine de aynı uzaklık vardır; kısa yol ipucu hiçbir şey söylemez.
Mantıklı bir beklenti, bu çiftlerin rastgele duyulmasıdır: bir seferinde yükseliyor, bir seferinde alçalıyor. Diana Deutsch 1986'da bunun böyle olmadığını gösterdi.
Triton paradoksu: aynı çift, iki zıt cevap
Deutsch'un dinleyicileri yarım oktav aralıklı çiftleri rastgele duymadı. Kişi, çiftin hangi notalardan oluştuğuna göre tutarlı cevaplar verdi: bazı perde sınıflarını hep daha yüksek, çemberin karşı tarafındakileri hep daha alçak duydu. Sanki kafasındaki perde çemberinin bir tepesi vardı. Daha da şaşırtıcısı, bu tepe kişiden kişiye değişiyordu: bir dinleyiciye Do–Fa♯ çifti yükseliyor gibi gelirken, yanındakine aynı çift alçalıyor gibi geliyordu.
Bu deneyin 1. elinde bunu ölçüyoruz. Her perde sınıfı iki kez ilk ses olarak çalıyor. Sonuç ekranında, hangi notaları daha yüksek duyduğunu gösteren kişisel çemberini ve bu çemberin tepe noktasını görüyorsun. Tümleyen çiftleri, yani Do–Fa♯ ile Fa♯–Do'yu zıt yönde duyduysan yönelimin tutarlıdır.
Nerede büyüdüğün kulağını etkiler mi?
Deutsch 1991'de Kaliforniya'da büyümüş dinleyicilerle güney İngiltere'den gelen dinleyicileri karşılaştırdı ve iki grubun aynı çiftleri sık sık zıt yönde duyduğunu bildirdi. 2004'te Deutsch, Henthorn ve Dolson ana dili Vietnamca olan dinleyicilerin Kaliforniyalı İngilizce konuşurlardan farklı duyduğunu buldu. Deutsch'a göre insanlar, çocukken çevrelerinde duydukları konuşma seslerinin perde aralığına dayanan bir şablon ediniyor ve belirsiz çiftleri bu şablona göre yorumluyor olabilir.
Bu iddia tartışmalı. Bruno Repp 1994'te konuşma sesinin perde aralığıyla triton paradoksu arasındaki bağlantıyı şüpheli bulan ayrıntılı bir eleştiri yayımladı; Deutsch aynı sayıda cevap verdi. Bölge ve dil farkları ilginç ama bunlar ilişkisel bulgular ve örneklemler küçük. Biz de kalabalık sonuçlarında Türkçe ve İngilizce sayfalarda oynayanları ayrı gösteriyoruz; ama bu, kimin nerede büyüdüğünü değil yalnızca sayfanın dilini gösterir.
Kulak az önce duyduğunu unutmaz
Belirsiz bir çiftin nasıl duyulacağını yalnızca kişinin içsel çemberi belirlemez. Chambers ve arkadaşları 2017'de, yönü belirsiz ses çiftlerinden önce birkaç bağlam sesi çalındığında bu bağlamın algılanan yönü güçlü, hızlı ve kalıcı biçimde etkilediğini gösterdi. Kulak, sesleri art arda gelen tek bir kaynağın parçaları gibi okumaya çalışır. Malek ve Sperschneider (2018) da yükselen ya da alçalan bir diziyi dinledikten sonra triton çiftlerinin daha sık ters yönde duyulduğunu buldu: bir tür işitsel ardıl etki.
Bu yüzden triton çiftlerini en başta, sonsuz merdivenden önce soruyoruz; çiftleri karışık sırayla, aralarına sessizlik koyarak çalıyor ve her perde sınıfını iki farklı zarf konumunda deniyoruz. Yine de sonucun bir ölçüm anının izi olduğunu unutma: başka bir gün, başka bir kulaklıkla tepe noktan bir iki adım kayabilir. Bu deney bir müzik yeteneği testi değil; burada doğru ya da yanlış bir yön yok.