Açık Yalan tespiti Bond ve DePaulo, 2006

Yalanı yakala.

Sekiz turda üçer şaşırtıcı bilgi: her turda ikisi doğru, biri yalan. Yalanı seç, ne kadar emin olduğunu söyle. Sonunda doğruların kaynaklarını ve kalabalığın en çok neye kandığını görürsün.

3 dksürer 0katılım Anonimkayıt gerekmez
EXP. 062

Üç şaşırtıcı bilgiden ikisi doğru, biri yalan. Yalanı ne sıklıkla yakalayabilirsin?

Deney yükleniyor… JavaScript kapalıysa deney çalışmaz; bilim kutusunu ve makaleyi aşağıda okuyabilirsin.

Tekrar oyna, yüksel

Sıralama.

  1. Henüz kimse sıralamaya girmedi. İlk sen ol.
Sıralamada yalnızca gönüllüler görünür. Anonim oynayışların, gönüllü olunca hesabına bağlanır.Gönüllü ol yakalanan yalan · her kişinin en iyi oynayışı sayılır · “Bugün” her gece yarısı (İstanbul) sıfırlanır
Önce deneye katıl.

Bilimi okumak cevabını etkileyebilir. Katıldıktan sonra her şey açılır; istersen yine de şimdi okuyabilirsin.

Deneye dön
Bilim kutusu

İnsanlar karşılarındakinin yalan söyleyip söylemediğini şansın ancak biraz üstünde yakalayabiliyor. Varsayılan tutumumuz inanmak; şüphe ise çoğu zaman şaşırtıcı ama doğru bilgilere yöneliyor.

Ne ölçüyoruz

Klasik “iki doğru bir yalan” oyununu bir yalan yakalama deneyine çeviriyoruz. Sekiz turun her birinde üç bilgi görüyorsun: ikisi doğru ve kaynaklı, biri bizim yazdığımız inandırıcı bir yalan. Turların konuları sabit (canlılar, bilim, tarih, sözcükler, insan bedeni, ilkler ve rekorlar, doğa, dünya); her konunun turu, oyunun tohumuna göre bir havuzdan seçiliyor ve bilgilerin ekrandaki sırası karışık. Yalan sandığın bilgiye dokunuyor, sonra ne kadar emin olduğunu söylüyorsun (emin değilim, biraz eminim, çok eminim). Her turun sonunda doğru cevabı hemen görüyorsun. Puanın, sekiz turda yakaladığın yalan sayısı; şans düzeyi üçte bir, yani sekiz turda ortalama 2,7. Kaydettiğimiz şeyler: hangi turları oynadığın, her turda hangi bilgiyi yalan sandığın, güvenin ve süren. Sonuç ekranında kalabalığın hangi doğru bilgiyi en çok yalan sandığını ve güven ile isabet arasındaki ilişkiyi gösteriyoruz.

Araştırmalar ne diyor

Bond ve DePaulo (2006), 206 belgede toplam 24.483 yargıcı birleştiren meta-analizlerinde, insanların gerçek zamanlı olarak ve hiçbir yardım almadan yalanı doğrudan ortalama %54 doğrulukla ayırt edebildiğini buldu: doğruların %61’ini doğru, yalanların ise yalnızca %47’sini yalan olarak sınıflandırıyorlardı. Bu asimetriye doğruluk önyargısı deniyor. Levine’in (2014) doğruluk varsayılanı kuramına göre insanlar karşılarındakine kendiliğinden inanır ve bu varsayılan, iletişimin çoğu doğru olduğu için uyumludur. DePaulo ve arkadaşlarının (1997) meta-analizi ise yalan yakalamada güvenle isabet arasındaki ilişkinin neredeyse sıfır olduğunu (r = 0,04) gösterdi: emin olmak, haklı olmak demek değil.

Neden böyle

Bu deneydeki “mesajlar” bir insanın yüzünden ya da sesinden değil, bilgilerin kendisinden geliyor; bu yüzden yalanı yakalamanın tek yolu içerik: neyin akla yatkın göründüğü. Burada bir tuzak var. Gerçek dünya çoğu zaman beklediğimizden tuhaftır ve en şaşırtıcı doğrular yalan gibi görünür. Buna karşılık iyi bir yalan, zaten duyduğumuz bir şeye benzer: tanıdık gelen bilgi daha doğru gibi hissettirir (Hasher, Goldstein ve Toppino, 1977’deki yanılsamalı doğruluk etkisi). Yalanlarımızın bir kısmı bu yüzden yaygın efsanelerden (Japon balığının hafızası gibi), bir kısmı da doğruya çok yakın sayılardan (8 dakika yerine 8 saniye gibi) oluşuyor.

Sınırlılık

Bu oyun, Bond ve DePaulo’nun incelediği türden bir yalan yakalama görevi değil: orada insanlar konuşan birini izleyip yalan söyleyip söylemediğine karar veriyordu; burada metin olarak yazılmış bilgileri değerlendiriyorsun ve genel kültür sonucu belirgin biçimde etkiliyor. Her turda yalanın var olduğunu biliyorsun; gerçek hayatta yalan çoğu zaman beklenmez. Doğru bilgileri ve yalanları biz seçtik; yalanların ne kadar inandırıcı olduğu bizim yazımımıza bağlı. Bazı bilgiler tanımlara bağlıdır (örneğin “çöl” ya da “savaş”); çözümde bunları kaynaklarıyla açıklıyoruz. Puan, sekiz turluk küçük bir örneklem; kişisel bir yetenek ölçüsü olarak okunmamalı.

%54Yalanı doğrudan ayırt etme doğruluğu (206 belge, 24.483 yargıç)Bond ve DePaulo, 2006
%61 / %47Doğruların doğru, yalanların yalan olarak tanınma oranıBond ve DePaulo, 2006
r = 0,04Yalan yakalamada güven ile isabet arasındaki ilişki (18 örneklem)DePaulo ve ark., 1997
  1. Bond, C. F., Jr., & DePaulo, B. M. (2006). Accuracy of deception judgments. Personality and Social Psychology Review, 10(3), 214–234. Kaynağa git ↗
  2. Levine, T. R. (2014). Truth-default theory (TDT): A theory of human deception and deception detection. Journal of Language and Social Psychology, 33(4), 378–392. Kaynağa git ↗
  3. DePaulo, B. M., Charlton, K., Cooper, H., Lindsay, J. J., & Muhlenbruck, L. (1997). The accuracy-confidence correlation in the detection of deception. Personality and Social Psychology Review, 1(4), 346–357. Kaynağa git ↗
  4. Hasher, L., Goldstein, D., & Toppino, T. (1977). Frequency and the conference of referential validity. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, 16(1), 107–112. Kaynağa git ↗

Bir oyun, bir laboratuvar görevi

“İki doğru bir yalan” bir tanışma oyunu olarak bilinir: herkes kendisi hakkında üç şey söyler, öbürleri yalanı bulmaya çalışır. Bu deneyde kendimiz hakkında değil, dünya hakkında konuşuyoruz. Her turda üç şaşırtıcı bilgi var; ikisi doğru ve güvenilir bir kaynağa dayanıyor, biri bizim yazdığımız inandırıcı bir yalan.

Sekiz turda yalanı seçiyor ve ne kadar emin olduğunu söylüyorsun. Şansla oynayan biri ortalama 8 turda 2,7 yalan yakalar. Sonuç ekranında kendi puanını, kalabalığın ortalamasını ve en çok hangi doğru bilginin yalan sanıldığını görebilirsin.

Yalan yakalamakta neden kötüyüz?

Charles Bond ve Bella DePaulo (2006), yalan yakalama üzerine yapılmış yüzlerce çalışmayı tek bir meta-analizde birleştirdi: 206 belge ve toplam 24.483 yargıç. İnsanlar konuşan birini izleyip yalan söyleyip söylemediğine karar verdiğinde ortalama doğruluk %54’tü; yazı-tura atarak %50 tutturulabiliyordu.

Daha da ilginci, hataların yönüydü. İnsanlar doğru söyleyenlerin %61’ini doğru olarak tanıyordu, ama yalan söyleyenlerin yalnızca %47’sini yalan olarak yakalayabiliyordu. Yani yargıçlar, şüpheli olmaları gereken durumlarda bile çoğunlukla “doğru söylüyor” diyordu. Bu eğilime doğruluk önyargısı deniyor.

Doğruluk varsayılanı

Timothy Levine (2014) doğruluk önyargısını bir hata olarak değil, bir varsayılan olarak yorumladı. Doğruluk varsayılanı kuramına göre insanlar bir şeyden şüphelenmek için bir neden görene kadar duyduklarına kendiliğinden inanır. Günlük iletişimin büyük çoğunluğu doğru olduğu için bu varsayılan çoğu zaman bizi doğru sonuca götürür ve iletişimi mümkün kılar.

Levine’e göre yalanlar çoğunlukla davranış ipuçlarıyla (göz kaçırma, kıpırdanma gibi) değil, içerik ve bağlamla yakalanır: anlatılan şeyin bildiklerimizle çelişmesi ya da sonradan ortaya çıkan kanıtlarla. Bu deneyde yapabileceğin tek şey de bu: bilgiyi bildiklerinle karşılaştırmak.

Şaşırtıcı doğrular, tanıdık yalanlar

Bilgilerle oynanan bu oyunda başka bir tuzak var: dünya çoğu zaman beklediğimizden tuhaf. Vombatların küp biçiminde dışkı bırakması ya da Kleopatra’nın Ay’a inişe piramitlerden daha yakın yaşamış olması kulağa uydurma gibi gelir. En şaşırtıcı doğrular en çok yalan sanılanlar olabilir.

Buna karşılık iyi bir yalan tanıdık gelir. Hasher, Goldstein ve Toppino (1977), insanların daha önce duydukları ifadeleri, doğru olup olmadıklarından bağımsız olarak, daha doğru bulduğunu gösterdi; buna yanılsamalı doğruluk etkisi deniyor. Japon balığının birkaç saniyelik hafızası ya da Napolyon’un çok kısa olduğu gibi çok tekrarlanmış efsaneler bu yüzden yalanlarımızın arasında.

Emin olmak, haklı olmak değil

Her turda ne kadar emin olduğunu da soruyoruz. DePaulo ve arkadaşlarının (1997) meta-analizi, yalan yakalamada güven ile isabet arasındaki ilişkinin neredeyse sıfır olduğunu buldu (18 örneklemde ortalama r = 0,04). Güven daha çok kişinin “doğru söylüyor” deme eğilimiyle ilişkiliydi.

Sonuç ekranında kalabalığın “çok eminim” dediği turlarda ne kadar isabet ettiğini, “emin değilim” dediği turlarla karşılaştırıyoruz. Bilgi yarışmasında genel kültür işe yarar; bu yüzden burada güven ile isabet arasında bir ilişki çıkması şaşırtıcı olmaz. Asıl merak ettiğimiz, bu ilişkinin ne kadar zayıf ya da güçlü olduğu.

Sık sorulanlar

Doğruluk önyargısı nedir?

İnsanların duydukları şeyleri yalan olarak değil, doğru olarak değerlendirme eğilimidir. Bond ve DePaulo’nun (2006) meta-analizinde insanlar doğruların %61’ini doğru olarak tanırken yalanların yalnızca %47’sini yakalayabiliyordu.

Puanım nasıl hesaplanıyor?

Sekiz turda yakaladığın yalan sayısı: en az 0, en çok 8. Şansla oynayan biri ortalama 8 turda 2,7 yalan yakalar (her turda üçte bir olasılık). Güven cevabın puanı etkilemez.

Bilgilerin doğru olduğundan nasıl emin olabilirim?

Her doğru bilginin kaynağını çözüm bölümünde bağlantısıyla veriyoruz; yalanların neden yanlış olduğunu da kaynağıyla açıklıyoruz. Bilgileri NASA, ABD Ulusal Hava Durumu Servisi, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, Scientific American, Etymonline ve Wikipedia gibi kaynaklarla tek tek kontrol ettik.

Serbest oyun, günün serisi ve yarış arasındaki fark ne?

Serbest oyunda turlar her seferinde havuzdan yeniden seçilir. Günün serisinde o gün herkes aynı turları aynı sırayla oynar; yarış odasında ve meydan okumada da herkes aynı turları görür. Bilimsel veride ilk oyunun kalır; tekrarlar sıralamaya ve sana sayılır.

Neden bazı doğru bilgiler yalan gibi geliyor?

Çünkü dünya beklediğimizden tuhaf ve biz bir bilginin doğruluğunu çoğu zaman ne kadar akla yatkın ya da tanıdık geldiğine bakarak tahmin ederiz. Şaşırtıcı doğrular bu yüzden şüphe çeker, tanıdık efsaneler ise doğru gibi görünür.

Tartışma 0 yorum

Tartışmaya katılOkumak serbest. Yorum yazmak ve oy vermek için gönüllü ol; 20 saniye sürer.
Henüz yorum yok.İlk yazan sen ol; iyi bir soru tartışmayı başlatır.

Bu deney hakkında konular

Yeni konu aç →
Bu deney için açılmış ayrı bir konu yok. Yöntemi eleştirmek, bir makale paylaşmak ya da yeni bir soru sormak için konu açabilirsin.