Hiç olmamış bir şeyi hatırlamak
Bir arkadaşının sana bir düğünü anlattığını düşün: gelin, damat, pasta, dans, müzik… Birkaç gün sonra onun 'nikâh memurundan' da söz ettiğinden emin olabilirsin, oysa hiç söylememiştir. Belleğimiz olayların kaydını tutan bir kamera gibi çalışmaz; anlamı saklar ve boşlukları en olası parçalarla doldurur. Çoğu zaman bu işimize yarar, bazen de hiç olmamış bir ayrıntıyı canlı bir anı gibi yaşatır.
Bu deneyde dört kısa kelime listesi okuyorsun. Her liste, listede hiç geçmeyen bir kelimenin çağrışımlarından oluşuyor. Ardından gelen testte kelimelerin listelerde olup olmadığını ve ne kadar emin olduğunu söylüyorsun. Bu, psikolojide yanlış anıları incelemek için en çok kullanılan yöntemlerden biri: Deese–Roediger–McDermott, kısaca DRM.
Deese'den Roediger ve McDermott'a
James Deese 1959'da kelime listelerinden sonra yapılan serbest hatırlamalarda ilginç bir şey fark etti: bazı listelerden sonra insanlar, listede olmayan belirli bir kelimeyi sık sık yazıyordu. Bulgu uzun süre pek ilgi görmedi. Henry Roediger ve Kathleen McDermott 1995'te onu yeniden ele aldı ve yanlış anı araştırmalarının temel yöntemlerinden birine dönüştürdü.
İlk deneylerinde katılımcılar on iki kelimelik altı liste dinledi ('yatak, dinlenmek, uyanık, yorgun, rüya…' gibi, ama 'uyku' yok) ve her listeden sonra aklında kalanları yazdı. Gizli kelimeler %40 oranında 'hatırlandı', yani listenin ortalarındaki gerçek kelimeler kadar sık. Sonraki tanıma testinde okunan kelimelere %86, gizli kelimelere %84 oranında 'vardı' dendi; listelerle ilgisiz kelimelere ise yalnızca %2. Daha da çarpıcısı, gizli kelimelerin %58'inde insanlar 'kesin vardı' dedi.
Hatırlıyor musun, yoksa biliyor musun?
Roediger ve McDermott ikinci deneylerinde daha uzun, on beş kelimelik listeler kullandı; gizli kelimelerin serbest hatırlanma oranı %55'e çıktı. Tanıma testinde katılımcılardan 'vardı' dedikleri kelimeler için iki tür yaşantıyı ayırmalarını istediler: kelimenin söylendiği anı zihinlerinde yeniden yaşıyorlarsa 'hatırlıyorum', yalnızca orada olduğunu biliyorlarsa 'biliyorum'.
Sonuç, yanlış anıların yalnızca bir tahmin olmadığını gösterdi: insanlar hiç duymadıkları kelimeler için de sık sık 'hatırlıyorum' dedi, yani söylendiği anı yaşadıklarını bildirdi. Yazarlar makalelerini şu cümleyle özetledi: insanlar hiç olmamış olayları hatırlar. Bu deneyde 'hatırlıyorum ya da biliyorum' sormuyoruz, ama dört dereceli güven cevabı benzer bir şeyi gösteriyor: gizli kelimelere 'kesin vardı' deme oranın.
Her liste aynı değil
Michael Stadler, Roediger ve McDermott 1999'da 36 listenin normlarını yayımladı. Hepsi yanlış anı üretmek için kurulmuştu, ama etkileri çok farklıydı: gizli kelimeyi serbestçe 'hatırlayanların' oranı en zayıf listede %10, en güçlüsünde %65'ti; yanlış tanıma da %27 ile %84 arasında değişti. En güçlü liste 'pencere' listesiydi: kapı, cam, perde, pervaz… dinleyenlerin %84'ü sonra 'pencere'yi de duyduğunu söyledi. İngilizce oynayanlar için listeleri bu normlardan seçtik.
Türkçede Meliscan Akdoğan, Ümit Akırmak ve İdil Gürsoy 2020'de Türkçe çağrışım normlarından (Tekcan ve Göz 2005) on liste kurdu. Tanıma testinde okunan kelimelere %83, gizli kelimelere %71, ilgisiz kelimelere %6 oranında 'vardı' dendi. Listelerin gücü yine çok farklıydı: 'uyku', 'gömlek', 'bayrak', 'soğuk' ve 'pencere' listeleri en çok yanılma üretenlerdi, 'polis' listesi en az. Türkçe oynayanlar için bu listelerden en güçlü beşini ve 'araba' listesini kullanıyoruz.
Neden kanıyoruz?
İki açıklama sık anılır. Birincisine göre listedeki her kelime anlam ağında gizli kelimeyi de kendiliğinden canlandırır; okurken zihninden 'uyku' geçmiş olabilir. Sonra testte bu iç canlanmanın kaynağını, yani kelimeyi gördüğünü mü yoksa yalnızca düşündüğünü mü, ayırt edemezsin. İkincisine göre bellek bir listenin ayrıntılarının yanında özünü de saklar: 'uykuyla ilgili bir liste'. Ayrıntılar soldukça özüne uyan her kelime tanıdık gelir.
David Gallo 2010'da DRM araştırmalarının on beş yılını derlerken bu yanılmanın tek bir süreçten değil, birden çok ve bazen birbirine karşı çalışan süreçten doğduğunu vurguladı. Ayrıca bu laboratuvar yanılmasına yatkınlıktaki kişisel farkların, kamusal olayları yanlış hatırlamak gibi gündelik yanılmalarla ilişkili bulunduğunu aktardı. Önemli bir nokta: DRM yanılması bir dikkatsizlik ya da zayıflık işareti değil. Anlamı ve özü saklayan, genelleme yapabilen sağlıklı bir belleğin yan ürünü.
Puanın ne anlatır, ne anlatmaz?
Puanın, okunan sekiz kelimeden tanıdıklarının sayısından, okunmayan sekiz kelimeye (dört gizli, dört ilgisiz) 'vardı' dediklerinin sayısı çıkarılarak bulunur; −8 ile 8 arasındadır. İsabetle yanlış alarmı birlikte tartan, kendi sonucunu bir bakışta özetleyen bir sayı; sıralama ya da yarış için değil. Deneyin asıl sonucu ise gizli kelimelere 'vardı' deme oranın ve bu cevaplardaki güvenin: ilgisiz kelimelere neredeyse hiç kanmayıp gizli kelimelere kanmak, yanılmanın rastgele değil, anlamdan doğduğunu gösterir.
Sonucunu laboratuvar değerleriyle karşılaştırırken farkları hatırla: özgün deneylerde her listeden sonra serbest hatırlama vardı ve bu, yanlış tanımayı artırabiliyor; biz hemen tanıma testine geçiyoruz. Kelimeler sesli değil yazılı ve listeler daha kısa. Deneyi bilenler gizli kelimeyi arayacağı için testten sonra bunu soruyor ve kalabalıkta ayrı gösteriyoruz. Bilimsel veride ilk oyunun kalır; tekrar oynadığında artık hileyi bildiğin için sonuç farklı olacaktır.